Menu
BAŞVUR

Vino Supraja

Yeni markası VinoSupraja’yla, Hindistan’ın yükselen yıldızı IFA Paris mezunu tasarımcı Vino Supraja muhteşem başarılara imza atıyor. Onun yeteneği şu anda ülkesi dışına, New York’a kadar uzanıyor.

Michel Temman: Hindistan’ın güneyinde doğdun ve büyüdün. Çocukken de moda üzerine eğitim almayı düşünüyor muydun?

Vino Supraja: Doktor bir babanın ve eğitimci bir annenin kızı olarak Vandavasi adında küçük bir kasabada doğdum. Eğitimimi almak için daha büyük bir şehre, Chennai’ye gittim ve annemin okulunda okudum. Ergenlik yaşlarımda hala eğlenceli ve konuşkan bir kasabalı kızdım. Sonra, mimari eğitimi almaya başladım.

M.T.: Moda dünyasını nasıl keşfettin? Ne zaman tasarımcı olmaya karar verdin?

V.S.:  Lisans eğitimim mimari olmasına rağmen medyada “radyo Jokey”, “yapımcı” ve hatta “sunucu” olarak 5 yıl boyunca güçlü bir kariyer geliştirdim. Eşimin iş dolayısıyla Şangay’a taşınmak zorunda kalınca medyadaki kariyerime dil engeli yüzünden devam edemedim. Böylelikle eğitim almaya karar verdim. Medya alanında İngilizce bir eğitim bulamadım, araştırmalarımı yaparken IFA Paris’le karşılaştım. Eğitimler çok ilgimi çekti ve yeni bir alanda kendimi geliştirerek moda eğitimi almaya karar verdim.

M.T.: Daha sonra IFA Paris Şangay Kampüsü’nde Moda Tasarımı programına başladın.  IFA Paris’in hayatını değiştirdiğini söylediğini duyanlar var. Nasıl ve neden?

V.S.: IFA Paris benim için kesinlikle hayatımı değiştiren bir deneyim oldu. Hayatımda ilk defa moda tasarımı eğitimi aldım. Öğrenci hayatına geri dödüm, ikinci bir lisans yaptım ve koca bir kariyeri geride bırakmış oldum.  Bütün bunları Çin’de yaptım, dilini konuşamadığım bir yerde. Bu kararı vermek kolay değildi ancak hayatımdaki en iyi kararlardan biri olduğunu söyleyebilirim. IFA Paris sayesinde bir dönüşüme uğradım; moda alanında bir acemiden, mezuniyet sonrasındaki yıl kendi işini ABD’de başarılı bir şekilde yürüten, kendine güven duyan bir modacıya dönüştüm. IFA Paris’te aldığım eğitim tam anlamıyla 360 dereceydi, her şeyi kapsıyordu.  Sadece tasarım süreçlerişni değil aynı zamanda üretimin ve pazarlamanın nasıl yapılacağını da öğretti bana. Bunu bir fırsat bilip bütün IFA Paris eğitmenlerine kalbimin derinliklerinden teşekkürlerimi sunuyorum. Onlardan kazandığım bilgi için onlara çok borçluyum. Sadece iyi eğitmen değil aynı zamanda muhteşem mentör ve arkadaş oldular.

Vino Supraja

M.T.: Bir süre önce Brooklyn Moda Haftası’nda  yeni koleksiyonu tanıtmak için New York’taydın. Nasıldı? Hayatının hangi elementleri bu koleksiyona ilham oldu? Öyle görünüyor ki ABD ile de özel bir bağı sürdürüyorsun.

V.S.: 10. Yılında Brooklyn Moda Haftası’nda koleksiyonumu sunma daveti aldım.  Sonbahar/Kış 2016 koleksiyonum “Buoyancy”yi sunma fırsatım oldu. Koleksiyon tarihi seller tarafından vurulan şehrim Chennai’ye yardım eden insanlığın zirvesinden ilham aldı. Sellerin bizi vurmasını ve bizi hayatta tutmaya çalışan insani gücü temsil eden tasarımlardan oluşuyor koleksiyon.  Defilede temayı ve koleksiyonu anlatan bir konuşma yaptım. İzleyiciler koleksiyona çok güel tepkiler verdiler ve ayakta alkışladılar. Enim için ABD fırsatlar ülkesidir. Yetenkliyseniz ve doğru tutumla sıkı çalışırsanız ABD sizi çok hoş karşılar.

M.T.: Markanı ve Hindistan’daki moda görüşünü nasıl tanımlarsın?

V.S.: VinoSupraja modanın giyilebilir duygu ve sanat olduğuna inana bir marka. Kumaşı kendimi ifa ettiğim heykeller gibi görüyorum.  Koleksiyonlarım güçlü ilhamlara ve derin anlamlara sahip. Hindistan güçlü kültürel gelenekleri olan çok çeşitli bir ülke. Şu anda kendi tasarım estetiklerim ile Hindsitan’ın geleneksel “Couture” teknikleri arasında güzel bir denge bulmaya çalışıyorum.

M.T.: Gelecek projelerin neler?

V.S.: Şu anda Hidistan Chennai’de kendi stüdyomu kurma sürecindeyim ve online mağaza açmaya hazırlanıyorum.  Bu süreçte bir çok yeni üretici ve tüccarla tanışıp yeni şeyler öğreniyorum. Bence öğrenme hiç sonlanmayan bir süreç ve moda üzerinde öğrendiklerim IFA Paris ile başladığı için çok memnunum.

Mahmoud Salahy

33 yaşındaki mezunumuz Mahmoud Salahy mühendisken kariyerinde moda sektöründe yeni bir sayfa açmaya karar verir ve IFA Paris’te Moda İşletmesi MBA programına başlar. Şu anda Amerikan devi The North Face (VF Group) Çin’deki direct-to-consumer kanallları direktörlüğü görevinde bulunmaktadır. Bu röportajda Mahmoud Salahy muhteşem bir irade ve humanizm örneği sunmaktadır

Michel Temman: Mühendislik eğitimi aldıktan sonra moda sektörüyle nasıl bağlantı kurdunuz?

Mahmoud Salahy:  İlk önce Mısır’da elektronik ve iletişim üzerine mühendislik eğitimi aldım ama 2004’te eğitimim esnasında uluslararası bir marka olan Esprit’te satış temsilcisi olarak bir işe başvurma şansını yakaladım. O zamanlar, 2005’te, Mısır yabancı markalara açılmaya ve globalleşmeye başlıyordu. Sektör çeşitli deneyimlere sahip insanlara ihtiyaç duyuyordu. Kaliteyi arttırmak ve moda perakendesinin seviyesini yükseltmek için bir arzu vardı. Neredeyse 3 yıl Esprit’te satış temsilcisi olarak çalıştım ve sonra bir karar aldım; bilim ve matematiği seviyordum ama mühendislik okumama rağmen çok da hevesli değildim.  O zaman perakende sektöründe bir yol takip etmeye karar verdim. Satış temsilciliğinden mağaza müdür yardımcılığına ve oradan da mağaza müdürlüğü pozisyonuna atandım. Daha sonra bir ofis pozisyonuna başvurma şansım oldu.

M.T.: Çin’de perakende sektöründen çalışmadan önce Mısır’da çok fazla tecrübelerin olmuştu...

M.S: Mısır’da yabancı markalardan bahsedersek genellikle yerel işletmecilerin bayiliği şeklinde çalışırlar. Esprit’ten sonra o işletmecilerin bazıları için farklı markalarla çalıştım, mesela Bossini ( Hong Kong’tan) Marka müdür yardımcısı olarak Guess Jeans’te de çalıştım. Daha sonra 3 yıl boyunca Timberland’de marka müdürü olarak çalıştım.  2011’de ülkede devrim oldu zaten.

M.T.: Daha sonra ne yaptın?

M.S.: Mısır devrimi hayatımda bir mihenk taşı oldu. Devrime katıldım. Politikayla ilgilenmem ancak bir yerde yanlış veya doğru giden bir şey olduğunu hissedersem kendime tamamen güvenirim. Orta-üst segmentten gelen biri olarak çok baskı hissetmedim ancak alt sınıf için işler hiç de adil gitmiyordu. İnsanlar eğitim sağlık ve iş fırsatları açısından eşit haklara sahip olamıyordu. Devrimi bu insanlar yaptı ve ben de buna katıldım.  Ne olacağını, yani başarılı olup olmayacağını bilmiyorduk. Sonra yeni bir başkanımız oldu, daha sonra yeni bir tane daha. Çok dramatikti ve ben şahsen ne yapacağımı bilmiyordum.  O zaman aklıma bir düşünce geldi; “ Ülkemi değiştirmeye çalışıyorum ama kendimi değiştirmeyi hiç denemedim”. Böylelikle anladım ki değiştirmem gereken şey ülkem değil – ki bu çok komplike- kendimdim. 3 yıl önce karımla tanıştım ve evlendim. Birden şunu merak etmeye başladım; yaşamak istediğimiz hayat bu muydu? Dünyayı ve yeni kültürleri keşfedebilir miydik? O zaman belki de dedim, artık taşınma zamanı.

M.T.: Bu kırılma noktası MBA Moda İşletmesi okumaya karar verdiğin an mı?

M.S.: Kesinlikle, mühendislikten öğrendiğim şey kararların mantıklı dayanakları olması gerektiğidir. Kendime dedim ki; 7 yıldır perakende sektöründe çalışıyorum ama işletme ile ilgili hiç bir eğitim almadım.  Becerilerimi daha çok teorik bilgi ile arttırmak istedim. Annem ve babamın yanında, kardeşlerim de bana çok fazla ilham kaynağı oldu. Erkek kardeşim Londra’da MBA yapmıştı ve ben de buna benzer bir yurtdışı eğitimi alabilirim diye düşündüm. Daha sonra yurtdışında perakendeye odaklı MBA eğitimi aramaya başladım. London Fashion School ve Paris’te bir çok okul buldum ama en sonunda Shanghai, Paris ve Istanbul’da kampüsleri olan ve Polimoda ile işbirliği içinde olan IFA Paris’i buldum ve en doğru kararın bu olacağını düşündüm.  IFA Paris, bana Fransa, Çin, İtalya Ve Türkiye’de eğitim görme fırsatı sunuyordu ve özellikle benim gibi orta doğu kökenli birisi için büyük bir fırsattı. İlginç bir karışımdı ve istediğim de tam olarak buydu. Bir okul böyle özel ve küresel bir eğitim programı sunuyorsa, burada IFA Paris’i çok övmek istemiyorum (!), bence farklı düşünüyorlardır. Sonra eşimle konuştum. Karşılaştığımız her şeyde beni desteklemiştir.  IFA Paris’e başvurumu yaptım, mülakatlara geçtim ve 2012’de Shanghai’da MBA’ e başladım ve her şey çok güzel gitti. Eğitimler teorikten çok pratik içerikliydi ve dünyanın her tarafından gelen insanlara bir arada eğitim almak çok ilginç bir deneyimdi. Ayrıca, IFA Paris’te en çok beğendiğim şeylerden biri de ihtiyaçlarıma göre tercihler yapabilmekti.

M.T.: Mısır’da ayrıldığında, kaygılı mıydın?

M.S.: Elbette, korkunçtu. Etrafımdaki herkes doğru şeyi mi yaptığımı sorguluyordu. Uçakta kendime sordum; “Ne yapıyorum ben? Ailemi ve ülkemi terkediyorum.” Ama aynı zamanda bunun doğru şey olduğu hissine kapılıyordum. Ayrılmak kötüdür ve zordur. Umarım gelecek iyi olacak. Aslında oldu bile. Yıllar sonra, ailem benimle gurur duyuyor. Ben onları özlüyorum ve onlar da beni özlüyor ancak aynı zamanda benimle gurur duyduklarını söylüyorlar.

M.T.: Çin’e geldiğinde ilk izlenimlerin ne oldu?

M.S.: Pudong Uluslararası Havaalanı’nın devasa salonunu ilk gördüğümde ağzım açık kaldı. Çin’de sınırlar olmadığını ve sizi hiçbir şeyin durduramayacağını düşündüm. Amaçlarıma ulaşmak için ne gerekiyorsa yapacaktım. Daha önceleri Çin ve Şangay’ın bende daha farklı bir izlenimi vardı. Çin kültürüyle karşılaşmak benim için çok ilginç oldu. Şu anda Çin yemeklerine bile alıştım. Hunan mutfağı favorim.

M.T.: Nort Face Çin’de operasyon işletmesinden sorumlu direktör pozisyonunda çalışıyorsun şu anda, nasıl oldu bu?

M.S.: IFA Paris’te eğitimimi tamamladıktan sonra Şangay’da kaldım. Timberland’deki bağlantılarımdan Avurpa ofisine ulaştım be İsviçre’de bir pozisyon teklifi aldım. Ancak vize sorunlarından dolayı o iş olmadı. Kötü bir haber gibiydi ancak iyi bir habere dönüştü. VF Avrupa özgeçmişimi VF Çin’e göndermişti. North Face Asya Pasifik yöneticileri benimle irtibar kurdular. Bir çok mülakat yaptık ve en sonuncusu öğrenci vizemin bitmesinden bir gün önceydi. Ülkeme dönmek zorunda kaldım. Başak işlere başvurmaya başlamıştım ki bir kaç ay sonra VF benimle irtibata geçti tekrar. 2013’te işe alındım ve North Face Çin’de çalışmak için Şangay’a döndüm. İlk başta hiç bir ekibe dahil olmadan çalıştım. Bir yıl sonra uzman yönetic olarak terfi aldım. Ve şu anda 15 kişilik bir ekibi yönetiyorum. Müşteriler Timberland’ı biliyor ancak bir Amerikan giyim markası olan VF’i bilmiyorlar. VF’in yıllık cirosu 17 milyar dolardır.

M.T.: Röportajın IFA Paris öğrencilerine ve diğer tüm öğrencilere bir ilham olabilir. Onlara iletmek istediğin bir mesaj var mı?

M.S.: IFA Paris’in iyi olduğu şey tutarlılık ve devamlılık. IFA ile hiç bir zaman “ Tamam MBA yaptınız, güle güle” gibi bir durum yok. Kariyer merkezi sürekli sizinle irtibat halinde oluyor. Adile Cretallaz’ın ( Kariyer merkezi direktörü)  çok büyük bir hayranıyım. IFA Paris, yıllar sonra bile sizinle bağlantı kurup kariyerinizle bağlantılı oluyor. Bu çok değerli. Mesela bu röportajı vermekten çok mutluluk duydum. Haklısın, bu röportajı okumak diğerlerine ilham verebilir. Umarm bir şekilde gençler bu yazıyı okuyup ilham alır ve hayallerine tutunma umuduna sahip olurlar.

Valentine Metzger

Fransa’nın Alsace bölgesinden gelen 23 yaşındaki Valentine Metzger, IFA Paris’te eğitmini tamamladıktan sonra Chanel’de stajını yaptı ve dünyaca ünlü moda evinde stajdan sonra tam zamanlı olarak işe başladı.

Michel Temman: Chanel gibi efsanevi ve prestijli bir markaya nasıl katıldın?

Valentine Metzger: IFA Paris’te Moda Tasarımı Lisans eğitimimin sonunda Chanel’in Haute Couture çalışmalarından 2014 Eylül ve Ekim’de 2 ay süren bir staja başvurdum ve kabul edildim. Aslında IFA Paris’teki hocalarımdan biri olan Jung Grandcolas’a teşekkür etmeliyim çünkü benim başvurumu Chanel’de çalışan arkadaşlarından birine ulaştırdı.

Valentine Metzger

M.T.: Bugüne kadar ne üzerine çalıştın Chanel’de ve bugün tam olarak ne yapıyorsun?

V.M.: Stajım esnasında ilk olarak Haute Couture çalışmalarının farklı noktalarını gözlemledim bir süre. Daha sonra kendi ellerimle dikişe başladım, muhteşemdi. Ayrıca bir müşteri için nakışlı ipek tül bir elbiseyi tamir fırsatım oldu. O an benim yeteneklerimi göstermem için bir fırsat oldu.

M.T.: Chanel’e katıdığından beri temel olarak profesyonellik ve yaratıclık anlamında modayla, lüksle alakalı veya kişisel olarak neler öğrendin?

V.M.: Stajımın sonundan Chanel PE2015 koleksiyonunun hazırlanmasında bulunmamı teklif etti, sonra da AH2015 koleksiyonunun. Bu sürecin sonunda üstlerim şu anda çalıştığım pozisyonu tam zamanlı kontrat olarak teklif ettiler bana. Bugün dikişe ve çokca nakış işine devam ediyorum atölyede. Yılda iki Haute Couture koleksiyon hazırlıyoruz. Geriye kalan zamanda ise müşteri siparişlerini tamamlıyoruz.

Valentine Metzger

Chanel’e katıldığımdan beri bir sürü yeni dikiş tekniği öğrendim. Yeni çalışma yöntemleri ve el dikiş teknikleri öğrendim. Ayrıca değerli ve narin materyallerle çalışma fırsatım da oluyor ki bu çok önemli ve Chanel’in kodlarına saygı göstermek açısından ve yüksek kaliteyi sürekli kılabilmek için çok gerekli.  Chanel, işin etkinliğine, aile mirasına ve çalışanlarının iyiliğine önem veren bir moda evi.  Şahsen, bu tür bir çalışma ortamı benim en iyi şekilde çalışmam için beni teşvik ediyor.M.T.: IFA Paris’teki eğitimin hakkında ne düşünüyorsun? Senin için oldukça cesaretlendirici gibi görünüyor.

V.M.: IFA Paris’te eğitim almış olmaktan çok mutluyum. Hiç şüphesiz benim için en önemli olan şey sadece dikişte ve kendi tarzımı yaratmada değil aynı zamanda İngilizce’yi geliştirmemde de faydalı olması.  Hocalar her zaman çok dikkatli dinliyorlar. Beni ve farklı projelerimi daima desteklediler ve rehberlik ettiler.  Başkaları tarafından desteklendiğimi hissetmek çok önemliydi. Hem kişsel hem e profesyonel projelerimde IFA Paris’teki 3 yıl boyunca kendimi çok geliştirdim.

Valentine’nin mezun olduğu program hakkında daha fazla bilgi için; Lisans Moda Tasarımı Ve Teknolojisi

menu linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram