Menu
BAŞVUR

Joanna Reid

"Stilden ve e-ticaretten dijital tasarıma ve fotoğrafçılığa kadar IFA Paris bana sağlam bir temel kazandırdı."

Çocukluğundan beri moda tutkunu, İskoçya doğumlu Joanna Reid, IFA Paris MBA Evrensel Moda programından mezun oldu ve bize deneyimlerini anlattı.

Michel Temman: Joanna, bize ilk önce kendini tanıtabilir misin? Geçmişini ve parizyen hayatını?

Joanna Reid: 25 yaşındayım ve İskoçya’d St. Andrews’ün dışında küçük bir köyden geliyorum. Edinburg Üniversitesi’nde Fransızca ve sanat tarihi okumamın sayeisnde 5 yıldır Paris’te yaşıyorum. Bu, Paris'te École du Louvre'da bir yıl geçirmemi mümkün kıldı, ki bu inanılmaz bir deneyimdi. Yıl sonunda, yaz için kaldım ve Yasmine Eslami, Jaquemus ve Zana Bayne gibi markaları temsil eden bir PR ajansında yer aldım. Bu staj ve Paris'te yaşamak, kariyerimle daha yaratıcı bir şeyler yapmak ve moda endüstrisi hakkında daha fazla şey öğrenmemi sağladı. Edinburgh'daki derecemi bitirdiğimde, IFA Paris'teki Evrensel Moda Medya Programı'nda MBA yapmak için Paris'e döndüm ve o zamandan beri geriye hiç dönmedim. Ayrıca Şangay’da 3 ay geçirdim bu eğitim bir parçası olarak. Benim ilk Asya ziyaretimdi ve benim için gerçekten gözlerimi açan bir deneyim oldu.

Joanna Reid

M.T.: Ya kariyerinin başlangıcı?

Joanna Reid: Bugüne kadarki kariyerim oldukça karışık bir çantaya benziyor.  İskoçya’da perakende sektöründe çalışmaya başladım, sektörü çok beğenmedim ama yine de iyi bir deneyim oldu. MBA süresince bazı markalarda, fashion show’larda staj imkanı buldum. MBA eğitimimden sonra bir online moda dergisi olan NowFashion.com’da Halkla İlişkiler ve Dijital İçerik müdürünün asistanlığını yaptığım bir stajım oldu.  Orada geçirdiğim zamanı çok sevdim. Hergün fotoğrafçılarla, stilistlerle ve en önemlisi de muhteşem yaratıcı, zeki ve eğlenceli NowFashion ekibiyle beraberdim. Paris’te ayrıca Merci konsept mağazalarında, semaine.com websitesinde ve bazı showroomlarda çalıştım. Bu arada farklı dergiler için de yazılar yazıyorudum. Şu anda IMG Models’ta çalışıyorum Paris’te.  Yetenek bulma ve gelişim departmanındayım. Hem burada çalışmak hem de farklı dergilere yazılar yazmak çok yorucu olabiliyor ancak bunu şimdi yapmazsam bir daha yapamam. Aynın sektöre farklı pencerelerden bakmaya bayılıyorum.

Joanna Reid

M.T.: Şu anda Freelance yazarsın. Hangi tür medyaya ve ne konularda yazıyorsun? Özellikle moda ve yaşam tarzı hakkında mı?

Joanna Reid: Yazılı basında DULL, Alla Carta ve Bespoke için, online sitelerde de The Public House of Art, Ten Days in Paris, Studio International ve The telegraph için yazıyorum. Sanat işlerinden trendlere ve teknolojiye kadar farklı alanlarda yazıyorum. Tercih ettiğim yazım tarzı markalar ve tasarımcılar üzerine olan yazılar. İnsanlarla röportaj yapmaya ve ne düşündüklerini, hikayelerini yakından görmeyi gerçekten çok seviyorum. Bence insalarla röportaj yaptıktan sonra işlerini incelemek daha eğlenceli, çünkü o zaman hikayelerini, defileye çıkana kadar yaşadıklarını biliyor ve herşeyi daha iyi anlıyorsunuz.  Bunlara ek olarak markalar için basın açıklamaları da yazıyorum.

M.T.: Takip ettiğin ve beğendiğin dünya çapında moda ve yaşam tarzı konspetli online medya veya dergiler var mı?  

Joanna Reid: Daha önceleri online moda bloglarını okuyordum ama bugün sıkı takip ettiğim bir isim veremem. Sanırım moda blogçuluğu bu günlerde ölmekte. Moda ve yaşam tarsi hakkında okuyacaksam BoF, Dazed Digital ya da i-D’ye bakıyorum. Sanat kültür ve seyahat için de Le Monde Mag ve New York Times’I takip ediyorum. Çok fazla moda kitabı ve dergisi okuyorum. İnsanlar herhangi bir içeriğe gitmeden önce çok sayıda editörden şikayet ediyorlar ama ben bu yayına bayılıyorum. Fotoğraf, set tasarımı, modeller, sanatsal yönler, referanslar için bu kampanyaların çoğunu kullanıyorum. Tek seferde yakalanan iş miktarı çıldırdı ve bugün moda endüstrisini oluşturan çok sayıda insanı temsil ediyor. Sanatçı Prue Stent’in bağımlısıyım ve onun instagram’ına ve sitesine sıkça bakıyorum. Çalışmaları çok canlı ve arsız! Yakında evime onun çalışmalarından birinin kocaman bir baskısını almak istiyorum.  Lauren Fay’in iLüknstagram hesabı da şüphesiz ki takip etmeye bayıldıklarım arasında. Lükse ve şıklığa bakışı çok tutarlı. Yazılı basını da çok takip ediyorum. Britanyalı olarak AnOther, Daze ve LOVE’ı; Fransız ise Jalouse, Dull, Modzik, Antidote, Mastermind, Numero ve Self Service’i okumaktan zevk alıyorum. Şansıma, ofiste bu dergilerin çoğu mevcut. Ofr Kitapçısı, yeni yayınları takip etmek ve genel sanat ilhamı için Paris’teki en iyi yerlerden birisi. Sık sık parti verirler ve bence bu asla kötü bir fikir değil.

Joanna Reid

M.T.: 2014 MBA Evrensel Moda Medyası programından mezun oldun. IFA Paris’teki deneyimin neler kattı sana?

Joanna Reid: Çok şey kattı. IFa Paris’te okumadan önce, geçmişim sanat tarihi üzerineydi ve Erasmus süresince yaptığım staj ve bazı dergileri okumak dışında sektörde çok az deneyimin vardı. IFA Paris’te MBA yapmanın en iyi yanı, çok geniş bir alanda konuların ele alınması. E-ticaretten tüketici davranışlarına, stylingden fotoğrafçılığa kadar ve daha fazlası bu eğitim içeriğinde mevcut.  Çok fazla sunum ve projeler vardı ve bu oradaz geçirdiğim zamana kesinlikle değerdi. İş dünyasına girmeden önce moda endüstrisi ve çevresi hakkında çok sağlam bir bilgi ve temel sağladı bu bana.

M.T.: Yazılı ve dijital medyaya yazıyorsun. Moa medyası ve gazeteciliğindeki son trendleri nasıl yorumlarsın?

Joanna Reid

Joanna Reid: Evet şu anda ikisi için de yazıyorum ama aslıında bu biraz ilginç çünkü her ikisi de farklı tarzlara ihtiyaç duyar. Online’da daha fazla kelime odaklısındır ve bir an önce konuya gelmen ve yazıyı bitirmen gerekir ancak yazılı basında daha geniş yazma özgürlüğü var. DULL dergisinin en son sayısında bir bölüm için CMMN SDWN erkek giyim markasından Saif Bakir ve Emma Hedlund ile röportaj yaptım geçenlerde.  Moda medyası ve gazeteciliği daha hızlı ve dijital hale geliyor. Bence bu yüzden kurallar değişmekte ve bu da yeni bir tarz moda gazeteciliği ortaya çıkardı. Direkt yayınlar, Snapchat ve Instagram modanın gözünü bir dereceye kadar değiştirdi ve herhangi birisinin yorum yapabileceği erişilibilirliğe getirdi.  Bazıları için sorun şu oluyor; iyi moda gazeteciliğini ve heryerde tonal bulunan bilgi çöplüğünü ayırt edebilmek. Ben sonsuza kadar basılı medyanın tarafında olacağım. Ve bence çıkan moda kitaplarını ve basım sayılarını görmek cesaret verici.

M.T.: Aklında bu aralar özel bir proje veya isteğin var mı?

Joanna Reid: Şu anda yaptığım herşeyden çok memnunum. IMG Paris’te çalışmak ve yanı sıra yazılara devam etmeyi çok seviyorum. Moda Endüstrisini bir sürü farklı pencereden gördüğümü hissediyorum. Gelecekte markalara danışmanlık yapmayı ve yazılarıma devam etmeyi çok isterim. Başka bir amacımsa bir roman yazmak ve çizimlerini kendim yapmam. Hepsinin ötesinde yaratıcı alanda çalışmaya devam etek istiyorum. Moda hakkındaki en iyi şey bu, sürekli değişiyor ve zihinler gelişiyor. Böylelikle her zaman yeni ve keşfedilecek bir şeyler oluyor.

Joanna’nın eğitim aldığı program için: IFA Paris MBA Evrensel Moda Medyası

Tasneem Mukadam

Çocukluktan beri moda tutkunu, Hindistan doğumlu ve IFA Paris MBA Lüks Marka Yönetimi mezunu Tasneem Mukadam, ablası Insiya (Shenaaz) ile bu güzel marka TASNAAZ'ı kurdu.

Michel Temman: Tasneem, bize hayatını, geçmişini, çalışmalarını ve kariyerini anlatır mısın?

Tasneem Mukadam: Ben Mumbai, Hindistan'lıyım. Okulumu ve üniversite eğitimimi Mumbai Üniversitesi'nde tamamladım - bundan sonra Turizm'de 1 yıllık bir diploma eğitimi aldım. Daha sonra kariyerime seyahat şirketleri ile başladım ve daha sonra medya ve reklamcılık sektörüne geçtim. 17 yıl seyahat ve medya sektörlerinde ve kurumsal alanda, özellikle satış ve pazarlamada çalıştım. Geniş bir kariyere ve deneyime sahibim. British Airways, Emirates Airlines, Hindistan'daki ELLE dergisi, Times of India TV ve son olarak IFA Paris'teki MBA Lüks Marka Yönetimi'nden önce Walt Disney ile çalıştım.

TASNAAZ

M.T.: Kesinlikle, moda tasarımına katılmaya nasıl karar verdin?

Tasneem Mukadam: Ben her zaman küresel eğilimlere meydan okudum ve modayı çok yakından takip ettim. Dubai'de kaldığım süre ve Emirates Havayolları ile dünyayı dolaşmak bana çeşitli moda trendlerini ve deneyimleri keşfetmem için bir fırsat verdi. ELLE dergisi ile çalışmam tasarım ve küresel moda kültürüne doğru atılmış bir başka adım oldu. 17 yıllık kurumsal iş tecrübesi neredeyse bir doygunluk noktasına ulaştığında çocukluğumun tutkusu modayı takip etmek için oldukça kararlı bir adım attım.

M.T.: Markan TASNAAZ'ı neden, ne zaman ve nasıl yarattın? Marka kendiniz ve kardeşin Insiya'nın hikayesini anlatıyor, değil mi?

TASNAAZ

Tasneem Mukadam: TASNAAZ'ın başlangıcı ve kavramsallaştırılması sadece bir yıl önceye dayanıyor, IFA Paris'teki tezimden sonraki döneme denk geldi. Tezimde ele aldığım konu "Hindsitan Tasarım Mirası tarafından ilham alınan Paris Couture’u: Fransız Saltanatının Hindistan Mirasıyla Buluştuğu Nokta – Genel Bakış"tı. Tez, Fransızların yüzyıllardan beri Hint kumaşlarını ve nakışlarını kullanımından ve onlardan ilham aldığından bahsediyor. Fransız ve Hintli tasarımcıların birlikte çalışıp para kazanma yollarını keşfedebilecekleri konusunda ayrıntılı bir incelemedir. Araştırma, Hindistan tarafından yıllardır üretilen icat ve eserlerin yarattığı bolluğu anlamamı sağladı ve bu konuda çok şey yapabildim. Böylece evimizin oturma odasında TASNAAZ fikri somutlaştı ve kız kardeşim Insiya (Shenaaz) ile ben de ismimizi büyüten bir etiket yarattık.

M.T.: TASNAAZ bir ceket, elbise, bluz ve aksesuar markasıdır. Konsepti ve estetiğini nasıl tanımlarsınız ve markanın hitap ettiği kadınlar kimlerdir?

Tasneem Mukadam: Kadınların çağdaş giyimi olan marka, kentsel kadınlar için, çalışan ya da evde ebeveynlik yapan, şık ve modern giymeyi seven, ancak süslenmek için çok fazla zamana sahip olmayan kişiler içindir. O her zaman hareket halindeyken bağımsız bir kadındır. Giysilerimizin giyilmesi ve taşınması kolaydır, Hindistan'ın değişik eyaletlerinden temin edilebilir. Çabamız Hindistan'ın çeşitli eyaletlerinden farklı türlerin tekstillerini dikkatlice seçip kullanmak ve eklektik bir tasarım ve stil karışımı oluşturmaktır. Her bir parça, benzersiz bir ürün oluşturmak için doğal pamuklu ve ipekli zarif silüetlerle hassas bir şekilde kaynaştırılmış, modern ve akıllı hassasiyetlerin elle hazırlanmış bir kombinasyonudur. Ayrıntılara ve kaliteye önem veren çalışmaya dikkatimizi çekmek temel odak

TASNAAZ

noktasıdır. Yılda iki sezon üzerinde çalışıyoruz, Hindistan'da İlkbahar-Yaz ve Sonbahar-Kış, Diwali ve diğer festivallerinin şenlikli zamanlarıdır. Yıl sonunda ayrıca çok sayıda düğün oluyor ve özel bir kapsül koleksiyonumuzu bu sezon için çıkarıyoruz.

M.T.: 2015'te IFA Paris 'MBA Lüks Marka Yönetimi'ni bitirdin. Bu eğitim hakkında neler söylersin? Ne öğrendin ve bu deneyim neler kattı sana?

Tasneem Mukadam

Tasneem Mukadam: IFA Paris, projemize büyük bir ışık verdi! Orada okumak, teorik çalışılmamızı pratiğe yönelik dökmemize yardımcı oldu. Görsel sunum, işletme yönetimi, çeşitli mağazalara ziyaretler, finans, Haute Couture ve stratejik yönetim özellikle günlük iş uygulamalarına yardımcı oluyor. Girişimci olmak, cesaret ve kararlılığa ve her an fırsatları yakalayabilme yeteneğini gerektirir; bu, kolejdeki proje çalışması ve ekip oluşturma egzersizleriyle elde edilen deneyimle yönetilebilir hale gelir. IFA Paris'te okuldayken Dior'daki stajım işletmemize ek bir zenginlik katıyor.

M.T.: TASNAAZ'ın sonraki adımları neler? Bir sonraki plan ve projelerinizi bizimle paylaşır mısın?

Tasneem Mukadam: Geçtiğimiz günlerde dünya çapında erişim imkânı sağlayan tasnaaz.com web sitemizi açtık. Hedefimiz, kadınlara uygun fiyatlarla klas ve trend giyim sunmaktır. Vizyonumuz yerel zanaatkarlarla çalışmak ve son kaynaklar ile zanaatkarlar arasında bir aracı olmaktır. Kısa süre önce, sırma ipek kumaşlı kıyafetlerin ve işlemeli ceketlerin harika bir kombinasyonu olan renkli bir koleksiyon  - AALISAN'ı da duyurduk. Marka odak noktası 'hareket halindeki kadın için' ve bu koleksiyon bu odağı çok güzel tanımlıyor. Aynı anda pastellerle ve ve güzel tığ işleriyle oluşturulan İlkbaha-Yaz koleksiyonunu da Web sitemizde çok yakında paylaşıyor olacağız.

Tasneem'in mezun olduğu MBA hakkında daha fazla bilgi için: MBA Lüks Marka Yönetimi

Ekaterina Lambert

Rusya doğumlu dinamik Ekaterina Lambert, tüm moda ihtiyaçları için tasarlanan ve moda ikonu haline gelmek isteyen takipçilerine stil ilhamı ve tavsiyesi sağlayan yeni uygulama FashIcon'un kurucusudur. Ayrıca, son zamanlarda Bazaar China ve Vogue China tarafından sön plana çıkarılan parlak bir yaratıcı ve moda stilistidir.

Michel Temman: Ekaterina, önce hikayeni ve geçmişini öğrenebilir miyiz?

Ekaterina Lambert

Ekaterina Lambert: Rusya'da küçük bir şehirde dünyaya geldim ve genç yaşlarımdan beri hayatım boyunca aslında insanoğlunun güzelliğini - güzelliklerini aramakta olduğumu hissettim! Ve şunu belirtmeliyim ki kolay değildi, çünkü 90'lı yılların başlarında etrafımda çok fazla ilham kaynağı yoktu. Ancak çevremdekilerin çoğundan farklıydım. Ve her gün şöyle bir şey duymak zordu: "Hey, ne biçim giyiyorsun? Kim olduğunu sanıyorsun! Acayip şey! " Böyle bir durumda gidilecek iki yol var: her şeyden vazgeçip toplumu takip edin veya ne olursa olsun kendinize sadık kalın ve öne çıkın! Ve tabii ki ikinci seçeneği seçtim. Çocukluğum kim olduğumla ilgili günlük bir savaştı. Ama hepsi beni daha güçlü yaptı. Öğrendiklerim her zaman hedeflerime ulaşmak, asla vazgeçmemek ve tanrılarıma güvenmekti

Ekaterina Lambert

M.T.: Moda için yaşayacağınızın nasıl ve ne zaman farkına vardınız?

Ekaterina Lambert: 9 yaşında ilk moda dergilerimi aldım ve ilk kez FashionTV'yi izledim! Ve hepsi buydu! Modaya, güzel insanlara, şaşırtıcı kıyafetlere ve muhteşem makyaja aşık oldum. 16 yaşında podyuma ilk adımımı attım. Her zaman bir model olmayı çok severdim, ancak başka şeyler daha da ilgimi çekmişti: kulis hayatı. Stil öğrenebileceğim yer burasıydı, koleksiyonun parçalarını karıştırmak ve tasarımcıları kıyafetleri karıştırıp eşleştirirken izlemek. Onların çalışmalarını gözlemleyerek saatler harcayabiliyor ve öğrenebiliyordum; giysiye giden herhangi bir küçük ayrıntıyı, herhangi bir ek parçayı kaçırmamaya çalışırdım. O zamandan bugüne pek çok şey oldu: Hayatımın aşkıyla tanıştım, güzel bir bebeğin annesi oldum ve giysilerimi kendim tasarlamaya başladım ve becerilerimi tüm IFA Paris öğretmenleri sayesinde daha üst bir seviyeye getirdim.  Ama bütün bu yıllar boyunca o 9 yaşındaki küçük kız benimleydi ve dışarıya çıkıp güzel ve mutlu hissetmeden önce doğru seçimi yapmak için kendine ve başkalarına nasıl yardımcı olabileceğini merak ediyordu. Bu yüzden kocamla kafamdaki tüm fikirleri konuşmaya devam ettim, ta ki bana "Yeter, bu konuda bir şeyler yap!" diyene kadar. İşte bu FashIcon'un doğduğu andır.

M.T.: Neden, ne zaman ve nasıl FashIcon'u yarattınız? Konsepti nedir?

Ekaterina Lambert

Ekaterina Lambert

Ekaterina Lambert: FashIcon topluluğunu fikrinin 21 yıl önce doğduğuna inanıyorum, bu küçük kız modayı keşfetmeye başladığında. O zamandan beri insanları sokaklarda analiz ediyordum, ne giyiyorlar, nasıl yürüyorlar, ne konuşuyorlar, nasıl hareket ediyorlar gibi. O zamanlar, FashionTV'deki insanların neden bu kadar güler yüzlü, muhteşem, çok şık olduğunu anlayamadım ve bu dünyanın her gün etrafımda gördüğüm şeyden ne kadar uzak olduğuna inanamadım. Ve o zamanlar fikrimin doğduğuna inanıyorum: rüyayı gerçek hayata dönüştürmek. Herkesin kendine özgü doğduğuna kesinlikle inanıyorum. Herkesin kendi tarzı var. FashIcon ile birbirlerini, seslerini günlük modada bulmalarına ve stilleri aracılığıyla kim olduklarını kutlamalarına yardımcı olan bir topluluk yaratmak istedim. Bu, tüm dünyanın moda ve stilini alıp elinize koyabilen bir uygulamadır. Halihazırda bir moda profesyoneliyseniz neden eserinizi tanıtmanızla birlikte benzersiz moda anlayışınızla diğerlerine ilham vermiyorsunuz? Stilinizden pek emin değil misiniz? Moda profesyonelleri size öğüt verecek! Gardrobunuz temelde gününüzün başlangıç ​​noktasıdır. Onu mükemmel yapın ve gerisini gelir!

M.T.: "FashIcon, saniyeler içinde tüm modadan en iyisini sunar." Nasıl yani?

Ekaterina Lambert: Gündelik aktiviteler, büyük etkinlikler ve aradaki her şey için fikir arayan insanlar FashIcon'a gelirler! Ve ilham her an ortaya çıkabilir. FashIcon'un büyüsü buydu: her şey görsel, bu yüzden insanların sevdikleri fikirleri fark etmeleri kolay. Stilistler, modeller, moda öğrencileri, editörler, modacılar gibi moda insanlarından oluşan bir toplulukla başlar; daha sonra daha büyük bir kitleyi dahil ediyoruz. Artık tüm topluluk moda ve stille ilgilidir. Dolayısıyla, tonlarca ilgisiz görüntüyle karşılaşmanız gerekmiyor. Uygulamayı açıp içeriği görmekten çok memnunum: çok farklı ve benzersiz moda vizyonlarına sahip şık, güzel insanlar. Ve hepsi kelimenin tam anlamıyla parmak uçlarınızdadır.

Ekaterina Lambert

M

Ekaterina Lambert

.T.: Küresel olarak uygulamayı ve onun çeşitli işlevlerini ve en iyi hizmetlerini tanıtır mısın? Onu benzersiz kılan nedir?

Ekaterina Lambert: FashIcon'da, en yeni kombinleri ve en mükemmel fikirleri saniyeler içinde bulabilirsiniz. Dakikalar içerisinde görünüşünüzle ilgili geribildirim alın, "Anında tavsiye". Örneğin: ne giyeceğiniz veya giymeyeceğinizden emin değil misiniz? Satın almak veya satın almamak? Tıklayın ve görüşlerine saygı duyduğunuz insanlardan beş dakika içinde geri bildirim alın. Böylece, farklı insanlar uygulamanın tadını çıkarabilir. Modayı takip mi ediyorsun yoksa modaya öncülük mü ediyorsun?? Kanıtla! Aktif olun, benzersiz tavsiyeler vererek başkalarının görünümlerini iyileştirmelerine yardımcı olun. Stilist durumunuzu geliştirin ve özel etkinlikler ve indirimlere krediler kazanın. Mesela herkes ne kadar harika giyindiğinizi mi söylüyor? FashIcon'taki kombinlerinizi paylaşın. Fashionista seviyenizi yükseltin, tanınır ol ve ödüllendiril. En sevilen yanlardan biri, herkesin büyük moda hediyeleri ile kendisini şımartabilmesidir. Uygulamada, her hafta büyük ödüller ve herkesin kazanma şansı var. Yapmanız gereken tek şey, profil sayfanızda kombin paylaşma, tavsiyede bulunma ve diğer kullanıcıları takip etmek gibi haftalık görevleri tamamlamak ... Ödüller Prada, Tory Burch, Michael Kors, Alexander Wang ve daha fazlası olabilir!

M.T.: FashIcon fikri uzun zaman önce mi aklınıza geldi?

Ekaterina Lambert: Evet, IFA Paris'ten Moda Tasarımı ve Teknolojisi Lisansını bitirmeden hemen önce. Hangi yönden yol alacağımdan emin olaya çalışıyordum. Arkadaşlarım sürekli, özellikle alışveriş yaptıkları esnada benin önerilerimi istiyorlardı. İşte tam da bu şekilde "acil öneri" fikrim doğdu. Her zaman sokaktaki insanlara bakıyordum ve birçoğunun iyi görünmek için ne kadar çabaladıklarınıancak hep ufak bazı bilgilerden yoksun olduklarını görüyordum... Evinizden kendiniz hakkında emin çıkarsanız, gününüzün daha iyi olacağına kesinlikle inanıyorum, sonra bir hafta, bir ay ve bütün bir hayat! Mutluluk duyduğunuzda hayatınızdaki yeni fırsatları ve yeni heyecan verici şeyleri ağırlamaya açıktır. Kendimi bulmam 21 yılımı aldı. Ve umarım FashIcon, birçok insanın günler içinde ne kadar güzel olduklarını fark etmesine yardımcı olur!

Ekaterina Lambert

M.T.: Güzel bir final koleksiyonu sunarak, IFA Paris Bachelor of Fashion Design & Technology'den mezun oldun. Orada ne öğrendin? Eğitimin sana kattıkları nelerdi?

Ekaterina Lambert

Ekaterina Lambert: İlhamın her an gelebileceğini öğrendim. Bir şey yaratmaya başladıktan sonra zihniniz asla durmaz. Her gün milyonlarca düşünce arasından parlak düşüncenizi yakalamaya hazır olmanız gerekir. Ve çalıştığım tüm tasarım projeleri bana, plan çalışmıyorsa planı değiştirmem gerektiğini, ancak amacı değiştirmemem gerektiğini açıkca gösterdi! Tasarımınıza, fikrinize ve iş modelinize inanıyorsanız, ona sadık kalın! İşleri yoluna koyun ! Yolunuzu bulacaksınız. Sadece pes etmeyin!

M.T.: Sen aynı zamanda bir moda tasarımcısısın. Vizyonun, eserlerin ve estetiğin hakkında bize daha fazla bilgi verebilir misin?

Ekaterina Lambert: İnsanlara yardım etmeyi seviyorum, ya da en azından hayatlarını kolaylaştırmaya çalışıyorum. Benim kişisel ve mesleki ideolojilerim buna dayanmaktadır. Benim estetik vizyonum ... Şangay örneğiyle açıklayayım: Şanghay'ın cazibesini, inceliğini ve lüksünü şehir merkezinde bohem ile rahat ve pratik olarak birleştiriyor. Benim için her şey kumaşla başlar. Çünkü kumaş konuşur, aynen bir sanatçı ya da heykeltraş gibi. Bir kumaşı yapma lüksü ve elle yapmak benim sanatsal yanımdır. Bu nedenle mezuniyet koleksiyonuma gururla Couture adını verebilirim çünkü bütün kumaşlarda bolca el nakışı, dikiş ve kumaş transformasyonu var. Kıyafetleri oluşturduğumda bu asla bir moda şovu ile ilgili olmaz. Bu sadece gardırobumla ilgilidir, ve ne giyeceğim hakkındadır.

M.T.: Aslında, FashIcon ile yeni bir tür moda severler topluluğu inşa ediyorsun...

Ekaterina Lambert: FashIcon bir hayalperestler topluluğudur! Bu uygulama çok kişisel. Benim için kişisel, çünkü bu 21 yıldır büyüttüğüm bebeğim ve sonunda bebeğimin kendi başına durabildiğini ve onun gerçek dünyaya ilk adımlarını atabileceğini hissediyorum. Ve kim olduklarını göstermek, işlerini geliştirmek, fırsatlar bulmak, büyük hayalleri olan diğer insanlarla tanışmak, birbirlerine yardım etmekten çekinmeyen ve kim bilir belki de hayallerini gerçekleştiren diğer kullanıcılara da kişisel..

Ekaterina'nın IFA Paris'ten mezun olduğu program hakkında daha fazla bilgi edinmek için: Lisans Moda Tasarımı ve Teknolojisi

Barbara Biosah - DUMEBI

Kendi markası DUMEBI'yi yarattı, Londra ile Paris arasında gitti geldi ve yakın zamanda popüler ve genç bir tasarımcı olarak Vogue'da yer aldı. IFA Paris mezunu Barbara Biosah'la tanışın.

Michel Temman: Kendinizi tanıtıp, modaya ve ayrıca Londra ve Paris arasındaki günümüz hayatına nasıl girdiğiniz hakkında bilgi verir misiniz?

DUMEBI

Barbara Biosah: Londra ve Paris’te yerleşik bulunan, Londra kökenli lüks bir moda tasarımcısıyım. Ben couture detaylı alışılmadık ve egzotik el yapımı giyim, ayakkabı ve aksesuar konusunda uzmanım. Londra'da doğan, ancak Nijeryalı mirasına sahip biti olarak her zaman sanatla ilgileniyorum ve her iki kültürü de kucaklıyorum. Çocukken, annemle birlikte Londra'daki birkaç Nijeryalı partiye katıldım ve çok renkli, canlı ve gösterişli kıyafetler ve zengin kültürden esinlenerek ilham aldım. Daha sonra Haute Couture ve Fransız modasına çok merak sardım, Dior, Christian Lacroix ve Thierry Mugler'in güzel ve renkli couture koleksiyonları bana görmeye alıştığım gösterişli Afrika kıyafetlerini hatırlattı.

DUMEBI (Vogue UK)

M.T.: Moda geçmişiniz ve hikayeniz tam olarak ne zaman ve nasıl başladı?

Barbara Biosah: Modaya olan sevgim yaklaşık 10 yaşında iken başladı, annem Kuzey Londra'da bir butik sahibi ve dünyanın dört bir yanına seyahat ederek lüks eşyalar satın alıp satıyordu. Annem aynı zamanda kumaşlar da alırdı ve müşterilere özel kıyafetler hazırlamak için mağazada çalışan terzileri vardı. Dikişi öğrendiğim ve moda yaratmaya ilgi duyduğum yer orasıydı. 16 yaşıma gelene kadar, modaya olan sevgim devam etti. Daha sonra Winchmore Okulunda A seviyeleri için iki yıl Moda ve Giyim dersi aldım ve daha sonra Southgate Koleji'nde bir hazırlık kursu almaya devam ettim. NYC'de Parsons New Design School’a kabul edildim, burada Haute Couture olan tutkumu devam ettirmek için Fransa'da IFA Paris'e transfer olmadan önce bir yıl okudum. IFA Paris'ten mezun olduktan sonra 2014'te Moda Tasarımı ve Teknolojisi alanında lisans derecemi aldım. Paris'i çok beğendim ve IFA Paris bana tasarım koleksiyonlarını bir moda öğrencisi değil de bir Moda Tasarımcısı gibi nasıl hazırlayacağımı öğretti!

DUMEBI

M.T.: Kendi Couture markanız DUMEBI'yı ne zaman ve nasıl yarattınız?

Barbara Biosah: Mezuniyetimden kısa bir süre sonra, Londra'daki stüdyosunda, İngiliz avangart moda tasarımcısı Gareth Pugh ile üç aylık stajyerlik yaptım. Gareth Londra Moda Haftası'ndaki 10. Yılını sadece 33 yaşındayken kutluyor ve o zaman yaşımdayken bana gerçekten ilham kaynağı oldu. Düşündüm: eğer o yapabildiyse, belki ben de yapabilirim. Şubat 2015'te stajı tamamladıktan sonra Londra ve Paris arasında vakit geçirdim; fotoğrafçılarla araştırma, çalışma, işbirliği yapma ve web sitem için içerik oluşturma gibi şeyler yaparak, ta ki Eylül ayında Londra'da şirketimi kaydettirene kadar. Ve daha sonra Kasım 2015'te Paris'e geri döndüğümde küçük bir atölye açtım. Bu, Couture markamız DUMEBI'nın resmi başlangıcıydı. O zamandan beri, küçük bir ekip ile çalışıyorum ve uluslararası sergiler ve fuarlara katılıyorum ve markama bir hareket katacak sosyal medya ve web sitesi içerikleri oluşturmak için harika endüstri profesyonelleri ile ortak çalışmalar yapıyorum.

Barbara Biosah

M.T.: DUMEBI'nin marka DNA'sı nedir ve ayrıca çeşitli ilhamlarınız nelerdir?

Barbara Biosah: DUMEBI, genç şık kadınlar için yaratılmış egzotik couture kıyafetler konusunda uzmanlaşmış, Afrika'dan gelen ilhamları modern bir İngiliz kıvrımı ve Paris havasıyla karıştırıyor. Her şey el yapımı en kaliteli malzemeler kullanılarak yapılıyor ve detaylara büyük önem veriyoruz. Yaratıcı bir kişi olarak benim koleksiyonlarımın çoğunun sanattan, başta rönesans ve eski ana tablolardan esinlenilmiştir, çünkü onlar çoğunlukla İncil'den hikayeleri anlatan en canlı ve etkileyici sanat eserleridir. Nijeryalı mirasımdan dolayı renkler ve cesur şekillerden esinleniyorum, bu yüzden tasarımlarım genellikle çok dinamik ve güçlü. Bana ilham olan bazı Haute Couture markalarında eksik olduğunu düşündüğüm bir şey, mağazalara gittiğinde podyumdan tamamen farklı ürünler görmek; her şeyi sadeleştirip daha büyük bir kalabalığa pazarlıyorlarr. DUMEBI konseptinde, egzotik giysilerin mağazalar için sadeleşmesi gerekmediği gibi, podyumda da eğlenceli olduğu kadar güçlü de olabilir, aynı zamanda modada öne çıkan genç kadınlar tarafından muhteşem etkinliklerde ve gezilerde de giyilebilir.

M.T.: Kıyafet, ayakkabı ve el yapımı aksesuarları tasarlıyorsunuz. Muhtemelen aklınızda bir "Tüm kombin" vizyonu var, değil mi? Bu da bugünün kadınlarına güzellik ve gurur getirme fikriniz mi?

DUMEBI

Barbara Biosah: Evet, ben tamamıyla “tüm kombin” taraftarıyım! Bence modaya gelince, stil çok önemli bir husustur. İnanılmaz bireysel parçalara sahip olabilirsiniz, ancak bunları nasıl birleştireceğinizi ya da onunla iyi giden şeyi bilmiyorsanız müşterilerin ürünleri görselleştirmesi zorlaşabilir. “Tüm Kombin” oluşturmak, kıyafetleri eşleştirmeyi seven insanlara seçenek sunar. Tüm ürünlerimiz el yapımı olduğundan, kullandığımız özel tekstilleri kendimiz yaptığımızdan dolayı başka yerlerde tam olarak eşleşen bir şey bulmak zor olabilir.

M.T.: IFA Paris'teki eğitiminiz size neler kattı?

DUMEBI

Barbara Biosah: IFA Paris'te eğitim bana çok fazla fayda sağladı. Öğrenebildiğim, uyguladığım ve yeteneklerimi geliştirdiğim çok özel ve yoğun konulardaki sayısız projeyle çok yönlü bilgi sunan çok iyi bir moda akademisi IFA Paris. Her sunumdan sonra eleştirmenler, işlerimi ve sunumlarımı düzenlememde yardımcı oldu; çünkü bu şeyler iyi bir moda tasarımcısı olmak için çok önemlidir. Ayrıca, çalışmalarımı bir kalabalığa sunma ve benim konseptlerim ve ilhamlarımı açıklama konusunda kendime olan güveni de sağlamıştım. İnanılmaz bir deneyim olan IFA Paris Mezuniyet Şovu'nda Paris'teki podyumda yaptığım çalışmaları sergileme fırsatı buldum. Şangay Moda Haftası boyunca final mezuniyet koleksiyonunu sergilemek için seçilen 5 öğrenciden biriydim ve bir Moda Yarışması'na katılmak için Çin'e uçtum! İnanılmaz bir fırsattı bu.

M.T.: Stilinizi güçlü şekilleri ve drapeleriyle ve aynı zamanda çok özgür, keskin ve sınırsız olarak eşsiz görüyoruz. Kendi stilinizi nasıl tanımlıyorsunuz ve ne giymekten hoşlanıyorsunuz?

Barbara Biosah

Barbara Biosah: Kişisel stilimin tasarımlarımın çoğuna benzediğini ve kendimden yansıtıcı olduğunu söyleyebilirim; bir şeyler tasarlarken her zaman "bunu giyer miydim?" diye düşünüyorum. Oldukça fazla kadınsı ve renkli bir stile sahibim. Yüksek topuklara takıntılıyım, onları okul, iş, toplantı vb hergün giyerim. Ayrıca elbiseleri seviyorum, ben neredeyse hiç kot giymem ama pantolon benim ruh halime bağlıdır, ancak süper tarz bir şey olmak zorunda. Genellikle hava soğukken onları giyerim, lol. Markamı gördüklerinde bir çok insanın "Tam senlik!” dediğini duydum.

M.T.: Son zamanlarda gelişen, gözlemlenen ve takip edilen bir moda tasarımcısı oldunuz – Vouge UK’de tanıtıldınız. Mevcut çalışmalarınız, yeni projeleriniz ve belki de bir sonraki hedefiniz nedir?

DUMEBI

Barbara Biosah: Teşekkür ederim! Hayalim bir moda evinin adı olmak. Şimdilik, 15 Eylül'de Londra Moda Haftası'nda SS18 moda şovu düzenliyorum *. Geçtiğimiz yıl Paris'te koleksiyonumu segilemiştim ancak Londra Moda Haftası’nda ilk defilem olacak. Bu defile ile ürünlerimin Harrods, Selfridges, Harvey Nichols gibi lüks mağazalarda satılmasını ve belki de Paris'te olmasını umuyorum. Benim nihai amacım, Rihanna veya Beyonce gibi bir ünlüyü marka elçisi yapmaktır. DUMEBI konseptini gerçekten yansıttıklarını düşünüyorum.

M.T.: Yolunuzu takip etmek isteyen moda öğrencilerine nasıl bir tavsiye verirsiniz?

Barbara Biosah: Gelecekteki ve şu anki IFA Paris öğrencilerine tavsiyem şöyle olur: "Gerçekten istiyorsan, yap". Zor ve duygusal olacaktır ... Bir dakika çok pozitifsin, bir sonraki dakika güvensiz hissetmekte ve kendinden şüphedesin . Ama normaldir. Kendinize inanmaya devam etmek zorundasınız. Kendinizi diğer markalara benzetmeyin, çünkü sizi başarılı kılacak olan şey benzersiz tarzınızdır. İnsanlara iki, üç kez ulaşmaktan korkmayın. Kendinizi şuraya koyun: İşbirlikleri ve iyi ilişkiler büyüyen başarının anahtarı!

* Barbara, 15 Eylül Cuma günü Londra Moda Haftası için Saatchi Galeri'deki SS18 Couture Koleksiyonunu sergileyecek.

Barbara’nın IFA Paris’te eğitim aldığı program hakkında daha fazla bilgi için: Lisans Moda Tasarımı ve Teknolojisi

Siddhie Mhambre

Siddhie Mhambre: "IFA Paris dünyadaki en iyi moda ve lüks enstitülerden biridir!"

Mumbai doğumlu Siddhie Mhambre hayallerini gerçeğe dönüştürdü: moda endüstrisinde yer almanın yanında bir aktris olmak - Hindistan'da ünlü oldu-.  Dreamworks TV'nin Netflix'te yayınladığı önemli bir projeyi satın alan animasyon stüdyosu 88 Pictures'ı da kurdu.

Michel Temman: Havacılık, hizmet, moda, eğlence ... Etkileyici bir yelpazede deneyimlisin. Ama önce: Mumbai'de doğdun. Çocukluğun ve ergenliğin yıllarından bahseder misin?

Siddhie Mhambre: “Şehirli bir kız” hayatım vardı. Çok sorular soran meraklı bir çocuktum. Çok hayal kurardım ve çocukluğum büyüyünce yapacağım şeyleri izleyerek geçti. Hala annemin beni her doğum günümde prenses gibi giydirmesini hatırlarım. Benim iyi giyindiğimi görmeye bayılırdı ve çok özel bir zevkle seçerdi kıyafetlerimi, şimdi geri dönüp baktığımda gerçekten büyüleyivi kıyafetlerdi. Sanırım modanın ve tarzın doğru tarafında olmamı sağlayan bir iz bıraktı bu bende. Çocukken aynanın karşısına geçip filmlerde gördüğüm jest ve mimikleri yapardım, bu yüzden şimdi kamera karşısında hiç bir çekincem yok ve öyle inanıyorum ki

Siddhie Mhambre

oyunculuğa ve modaya olan sevgim o zamanlarda oluştu. Yıllar sonra bu hobimi işe dönüştürebildiğim için şanslıyım. En sonunda iyi bir yaşam tutkusu ve kariyer hırsı beni oradan buraya savurdu.

Siddhie Mhambre

M.T.: Mumbai’de Saint-Anne kız lisesinden mezun olduktan sonra moda ve hazır giyim okumak için Sophia College’a girdin. O zamanlarda moda tutkun var mıydı?Siddhie Mhambre: Güney Mumbai diye bilinen lüks bir banliyöde büyüdüm. O bölge oldukça elit bir yaşam tarzına sahip. Çocukken büyükleri partilerde hayranlıkla izlerdim, hep iyi giyimli olurlardı. O zamanlar bunun modayla alakalı olduğunu bilmiyordum tabii amah ep zengin insanların iyi giyindiğini düşünürdüm. Bütün istediğim bir an önce büyümek ve onlar gibi giyinmekti. Üniversite yıllarında iyi bilinen bir moda markasının modelliği için teklif aldım. Şehrin her yanında billboardlara fotoğraflarım koyuldu. Ondan sonra çok fazla iltifat ve teklif aldım. Bu benim moda, ihtişam ve stil dünyasına ilk çıkışımdı. Bu aynı zamanda modayı tasarlamak için ne gerekeceği hakkında düşünmemi sağladı. Dolaylı olarak moda tasarımı okumam konusunda beni etkileyen olay buydu. O zaman en büyük amacım kendi kıyafetlerimi tasarlayıp her zaman Vouge’da yer alabilmekti!

M.T.: Daha sonraları, 2014‘te Mumbai Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra IFA Paris’e katıldın ve MBA Lüks Marka Yönetimi okudun. Neler kattı bu eğitim sana?

Siddhie Mhambre: Lüks ve moda dünyası beni her zaman büyülemiştir. Bir oyuncu olarak bütün markaları ve en son moda ürünleri kullanıyordum. Yabancı lüks markalar Hindistan’da hala sınırlıydı ve benim gibi insanlar bu markalara sahip olabilmek için ekstra para harcıyordu. Oyunculuğa bir ara verdim ve dünya modasını ve küresel bakış açısını daha iyi anlayabilmek için eğitim almaya karar verdim. Bu sayede Hindistan pazarı için bir şeyler ortaya koyabilecektim. Bu beni IFA Paris’te eğiim almaya ve dünyadaki en iyi eğitim kurumlarından birinde lüks ve moda Bu beni IFA Paris’te eğiim almaya ve dünyadaki en iyi eğitim kurumlarından birinde lüks ve moda işletmesini öğrenmeye itti. MBA Lüks Marka Yönetimi programıyla IFA Paris bana geniş bir bakış açısı verdi ve Paris, Şangay ve Bankok’taki eğitimlerle farklı bir deneyim kattı. Lüks markalara daha yakından bakma, farklı kültürler ve dünyanın her yerinden gelen insanlarla bir araya gelmek muhteşem bir öğrenme deneyimiydi. Bu tecrübelerden şimdi aklıma gelen biri Paris’te Louis Vuitton mağazasına yaptığımız geziydi.  Burayı dünyada benden çok ziyaret

Siddhie Mhambre

etmek isteyecek kimse yoktur. Mezuniyet projem olarak Lüks  Namaste Hindsitan Diyor başlıklı bir çalışma yaptım. Bu çalışma Hindsitan’da lüks markaların konumunu detaylı şekilde inceledim. Bütün bunlar çok geç olmadan lüks iş dünyasına çok geç olmadan grime planlarının parçasıydı.M.T.: Çok geçmeden havacılık sektörüne girdin, neden? Bu sektörde seni çeken neydi? Katar Havayolları ve Kingfisher Havayolları ile olan deneyimini anlatır mısın? Neler öğrendin?

Siddhie Mhambre

Siddhie Mhambre: Havacılık kariyeri dünyayı gezme hayallerimin bir parçasıydı; farklı kültürleri öğrenmek ve farklı trendleri ve yaşam tarzlarını deneyimlemek. İlk profesyonel tecrübem olarak ünversite biter bitmez havacılığa girdim. İyi bir markada havacılık deneyimi bir insanın kişiliğini, sofistikeliğini geliştirmesine gerçekten yardımcı olur ve bir dünya vatandaşı olmasını sağlar. Kariyerimde daha sonraki aşamalara geçmemi sağlayacak deneyim ve bilgi birikimine havacılık sayesinde ulaştığımı düşünüyorum. Bugün bile yaptığım işte hayati rolü olan şeyleri bu kadar yüksek beklentisi olan bir işte öğrendime inanıyorum.M.T.: İnanılmazsın, o zamanlarda profesyonel kariyerinin yanında oyunculuk da yaptın. 6 yıl boyunca bağımsız oyunculuk yaptın değil mi? Nasıldı?

Siddhie Mhambre: Oyunculuk mutlu bir tesadüftü ama aynı zamanda gerçekleşen gizli bir düyaydı. Dediğim gibi çocukken en sevdiğim film sahnelerinin mimiklerini ayna karşısında taklit ederdim. Lis eve üniversite yıllarında bir çok tiyatro ve oyuna katıldım. Kamera ve seyirci önünde oynamak bana çok doğal geliyordu. Bunun yanında reklamlar ve defileler için de modellik yaptım. Bir gün uçuşta bir film yönetmeni bir rol için bana yaklaştı ve gerisi büyük bir hikaye. Oyunculuk her zaman bir tutku ve hobiydi benim için, bu yüzden çok az projede yer almayı tercih ettim. Bir kaç film, vidyo klip ve reklamda oynadım. O günlerin en güzel yanı en sevdiğim ve en moda olan ürünlere kolaylıkla ulaşabilmemdi. İyi kazanıyordum ve çocukluk hobim olan iyi giyinmek üzerine harcayabiliyordum. Oyuncuların yaşantışı gerçekten çok zorlayıcı olabiliyor, medya sürekli peşinizde. Gardrobunuz sürekli güncel olmalı ve onu sürekli yenilemelisiniz. Dışarıda giydiğiniz bir kıyafeti tekrar giyemezsiniz. Gardrobun büyüklünü düşünün.

Siddhie Mhambre

M.T.: Daha sonra eşinle 2016‘nın ortalarında kendi şirketinizi kurdunuz, animasyon stüdyosu “88 Pictures”. Ne macera!

Siddhie Mhambre: IFA Paris’te aldığım eğitimin kattıkları ve yaratıcı geçmişim sayesinde animasyon stüdyomuzu eşimle Mumbai’de kurduk. Stüdyomuz Seri A Fonu ve Trollhunters (Netflix’te yayınlandı ve “Annie, Emmy” gibi bir çok ödül aldı) isminde prestijli bir projeyi Dreamworks Television’dan aldı. Bu bizim uzmanlığımızı açıklamaya yeter.  Aslında, stüdyomuz Hindsitan’ın en yaratıcı yeteneklerine sahip olmakla övünebilir. Ben stüdyonun günlüğk operasyonları ve yaratıcı kısmını yönetiyorum. Öncülük ettiğim IP bölümümüz çocuk animasyonu türünde ilginç içerik oluşturmaya odaklanmış durumda. Yakın gelecekte diğer türlere de açılmayı planlıyoruz. Amacımız farklı şeyler sunarak dünya çapında seyircinin aklını çelecek, farklılaşmış projeler sunmak. Yeni çağ içerik medyası gelecek aylarda gireceğimiz bir diğer pazar.

Siddhie Mhambre

M.T.: Bugünün moda ve sanatta yaratıcı Hindistan sahnesi için ne düşünüyorsun? Ne yönde ilerliyor?Siddhie Mhambre: Eğitimim esnasında bir çok araştırma yaptım Hindistan pazarı ile ilgili. Ve pazarın son bir kaç yılda bu kadar geliştiğin görmek çok heyecan verici. Bu pazarı anlamak isteyen herkese benim tezimi okumalarını gerçekten tavsiye ederim. Bence büyük markaların Hindistan’da karşılaştığı büyük zorluklar var; müşterilerin çeşitli zevkleri gibi. Etnisite, bölge, sosyal statü ve alım gücü gibi konularda bu kadar farklılaşan bir müşteriye satış hem çok zor hem de çok çekici yapıyor pazarı. Ülke ekonomisindeki gelişmeye bağlı olarak müşterinin alım gücünün çok değişeceği gelecek 5 yıl çok ilginç olacak. Hindistan çok komplike ve çeşitliliği olan bir pazar ama çok hızlı gelişiyor. Bir şey ortaya çıkarmak ve kendi imzamı bırakmak istiyorum. Buna “Glocal” diyorum; Globalden locale. Global trendleri, stili ve estetiği yakalamış ama aslında local müşteriye hitab eden bir ürün ortaya çıkarmak istiyorum.

M.T.: Bir sonraki projen nedir? Kadınlar için premium bir marka yaratacağın söylentileri var.

Siddhie Mhambre: Lüks ve moda benim ilk aşkım. Yaratıcılık bende doğla bir şekilde ortaya çıkıyor. Animasyon işi rayına oturduğuna göre şimdi hem oyunculuktan hem geçmiş dneyimlerimden hem de IFA Paris’te öğrendiklerimden ortaya bir iş çıkarma zamanı: Moda. IFA Paris’ten sonraki dönemde Hindistan pazarı için Niş bir premium ürün yaratmayı düşünüyordum. Araştırma aşamasındayım ve önümüzdeki aylarda hazır bir plan ortaya koyacağım. Şu anda detay veremem ama kesinlikle yeni bir röportaj konusu olacak.

Siddhie’nin eğitim aldığı program hakkında daha fazla bilgi için: MBA Lüks Marka Yönetimi

Avgousta Theodoulou

2016 Çin Uluslararası Moda Tasarımcıları Yarışması'nda "Bronz Ödülü", Atina Xclusive Tasarımcıları Haftası'nda "En İyi Yeni Tasarımcı Ödülü 2017" kazananı: Her şey son dönem mezunlarımızdan Kıbrıs Rum Kesimi doğumlu moda tasarımcısı ve kuratör Avgousta Theodoulou'ya gülümsüyor gibi.

Michel Temman: Kendini tanıtabilir misin? Kıbrıs'ın Avgorou kentinde doğdun ve daha sonra Yunanistan'da yaşadın. Bize çocukluğun ve ergenliğin hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz? Biraz da eğitimin hakkında.

Avgousta Theodoulou: Kıbrıs'ta Avgorou adlı bir köyde doğdum ve büyüdüm. Ben çok utangaç ve hassas bir çocuktum. Kendimi yalnız vakit geçirirken hatırlıyorum, diğer çocuklarla değil. Benim yaşlarımdaki oyunları oynamak yerine, tığ işi öğrenmeye başladım. 8 yaşındaydım ve mahallede yaşayan yaşlı bir bayan bana bunu nasıl yapacağımı gösterdi. Tığ işi benim için bir gelenektir; O zaman 50 yaşın üzerindeki neredeyse tüm bayanlar temel işleyişi biliyordu. Ergenlik çağımda daha fazla arkadaşım olduğunda ve onlarla vakit geçirmeye başladığımda daha dinamik oldum. Okuldaki yıllarda daha iyiydim, ancak derslerin dışında çok fazla etkinliklere katılmazdım. Bununla birlikte, şiir ve el işleri ile kendimi ifade etmenin başka yollarını arayan bazı dönemler vardı. Okul bittikten sonra Ioannina Üniversitesi'nde Bilgisayar Bilimi okumak üzere Yunanistan'a taşındım ve hem lisans hem de yüksek lisans kazandım. Farklı eğitim seviyelerinde Bilgisayar Bilimleri öğretmeni olarak 2013 yılına kadar çalıştım. Yunanistan'da 12 yıl geçirdim.

Avgousta Theodoulou F/W 2017 Collection

M.T.: Bilişim ve teknoloji konusunda uzman olmak, daha sonra moda tasarımına yaklaşmanızda ve tasarımcı olmanızda size yardımcı oldu mu?

Avgousta Theodoulou: Kesinlikle! Üniversite mezunu olmak sizi daha da olgunlaştırır. Yeni bilgileri kavramada ve kullanmada yardımcı olur. BT öğretmenliği yaptıktan sonra kendimi daha çok zorladım. Bilgisayar bilimi eğitimimi almış olmak bilgisayarlar üzerinde ve uygulamalar gibi teknoloji geliştirme konularında rahat etmemi sağladı. Bununla birlikte, bir moda tasarımcısı olarak yaptığım çalışmalar sırasında, fikirlerimi sunmak için teknolojiyi nasıl kullanacağımı öğrenmek zorundaydım - baştan öğrenmek

Avgousta Theodoulou

zorunda olduğum bir şey. Dolayısıyla, bilimsel bilgimi henüz tasarımcı olarak kullandığımı söyleyemem, ancak bilişim teknolojisi yenilikçi teknoloji geliştirerek hazır giyim üretim sürecine daha fazla dahil oluyor, bu yüzden gelecekte kesinlikle deneyeceğim. Hatta, geleneksel yaratım sürecinin ve gelişmiş teknolojinin en iyi evliliğinin ancak bir sanatçının iki elindeki büyük potansiyelleri fark etmesinden sonra gerçekleşebileceğine inanıyorum. Ve seçtiğim yol bu.

M.T.: Modayı ne zaman ve nasıl keşfettin? Modaya dönmeye kararı alacak kadar seni çeken şey ne oldu?

Avgousta Theodoulou: Gençlik dönemimde podyum izlemeyi severdim, ancak bu markalara, ünlü moda evlerine ve tarihlerine daha fazla dikkat kesilmemi sağlamadı. Sadece kıyafetleri ve ayrıntılarını büyüleyici buluyordum. Bu noktada, ben asla bir tasarımcı olmayı hayal etmemiştim ve tasarımcının hayatları hakkında bir şeyler öğrenmeye ilgi duymadım veya kreasyonlarıyla nasıl ilişkili olduğunu hiç düşünmedim. Ben sadece giysileri belirli kreasyonlar olarak görüyordum. Üniversitedeki çalışmalarım boyunca, akademik hayatımı bölmemek için yaratıcı tarafımı unutmuştum. Ancak hemen sonra, öğretmen olarak çalışırken, tığ işi yapmaya ve aksesuarlara modern bir şekilde uyum sağlamaya çalışmaya başladım. Birçok arkadaşım işimi tanıtmam için beni cesaretlendirdi, bu yüzden kreasyonlarımı, el yapımı aksesuarları Yanya'da küçük bir dükkana satmaya başladım. Farklı türde teknikler (macramé, boncuklar ve metal ile çalışma) yapmaya başladım ve ayrıca tığ işi aksesuarlarının nasıl yapılacağı üzerine 3 aylık bir seminer düzenlemeye davet edildim. Ardından bir dikiş makinesi aldım ve ilk kıyafetlerimi yaptım. Her tasarımımı hayata geçirirken elde ettiğim memnuniyet tarifsizdi. Yaptığım şeyle gurur duydum. Ama memnuniyetime rağmen, bunu her zaman bir hobi ya da yan çalışma olarak düşünüyorum. Eşim Argyris 2013'te Paris'te iş bulana kadar ... ... Bu işi öğretmen olarak severdim ve Fransızcayı bilmeden Fransa'ya taşınmak, muhtemelen kariyerimin yönünü değiştirmek zorunda kalacağım anlamına gelecekti. Bunun, yaratılış tutkumu takip etmek ve moda hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir çağrı olabileceğini fark ettim çünkü Paris en ünlü moda merkezlerinden biridir. Bu yüzden keskin bir dönüş yaptım ve IFA Paris'te tutkumun eğitimini almak için 31 yaşındayken Paris'e taşındım.

Avgousta Theodoulou F/W 2017 Collection

M.T.: Yani o zaman IFA Paris'te Moda Tasarımı ve Teknolojisi lisans programına katıldın. Neler kattı bu program sana? Moda ve lüks endüstrileri hakkındaki görüşünü değiştirdi mi?

Avgousta Theodoulou FW 2017 Collection

Avgousta Theodoulou: 2016'da IFA Paris'ten mezun oldum. O 3 yıl boyunca tamamen yeni bir hayat yaşadım. Sonunda, çocukluğumdan beri hayran olduğum bütün güzel eserlerle bu lüks markaların arkasındaki tasarımcılar hakkında bilgi edinmek zorunda kaldım! Kimler oldukları, nasıl tasarımcı oldukları, yaptıkları hatalar ve başarı ışıklarının arkasında gizli kalan zorlu işler ve zorluklar. IFA Paris'te eğitim almak ve farklı ülkelerden insanlarla tanışmak, farklı beceri ve geçmişe sahip insanlar benim için en önemli deneyimlerdendi. Bu her şeyden önce başkalarını anlamanızı sağlar, aynı zamanda kendiniz de: kim olduğunuzdan, sizi gerçekten özel ve eşsiz kılan şeye kadar. Dahası, bu alanın ne kadar rekabetçi olduğunu ve etrafta çok yetenekli insan olduğunda başarılı olmanın ne kadar zor olduğunu görüyorsunuz.

M.T.: Atina Xclusive Tasarımcıları Haftası 2017'de "En İyi Yeni Tasarımcı Ödülü" unvanını aldın: Tebrikler! Sonra Keqiao, Çin'de ikinci bir unvan: Çin Uluslararası Moda Tasarımcıları Yarışması 2016'da "Bronz Ödül". Bu başarılar senin ilerlemene katkı sağladı mı?

Avgousta Theodoulou: Gerçekten son aylarda çok şey oldu. Benim için harika bir başlangıç olan çok fazla çalışma, seyahat etme, az uyku ve iki ödül. İki ülkedeki yarışmalarda dikkat çekmek ve orada tanınır olmak için çok zaman ve enerji harcadığım çalışmamı görmekten dolayı çok mutluyum. Evet, bu tür bir tanıma güven ve cesaretle çalışmalarımı sürdürmeye yardım ediyor. Sıkı çalışma, hayal bile edemediğiniz şeyleri gerçekleştirmenize yardımcı olabilir. Ancak her başarıyla ilerledikten sonra kendimden daha çok şey talep ediyorum; Bana inananları hayal kırıklığına uğratmamaya çalışıyorum ve onları daha da iyi bir şeyle olumlu bir şekilde şaşırtmaya çalışıyorum. Her yeni proje yepyeni bir hikaye. Bir kere yeni bir şeyler başlattığım zaman, önce her zaman belirsizlik içinde hissediyorum. Kendimi doğru yolda olduğuma ikna etmek uzun bir zaman, deneme ve hayal kırıklığı gerektirir. Bu belirsizliğin, deneyimi yönlendiren şey olduğuna ve fikirlerimi geliştirmeme yardım ettiğine oldukça inanıyorum.

M.T.: Yaptıklarının Kıbrıs Rum Kesimi'nin kültürü ve geleneklerinden kesinlikle esinlendiği görülüyor. Bir noktada “vraka” adındaki kostümden ilham aldığını okumuştum.

Avgousta Theodoulou: Çevremdeki her şeyden, ayrıca Kıbrıs ve Yunan kültüründen ve geleneklerinden esinlenmekten hoşlanırım. Vraka, IFA Paris'te ikinci yılın son projesinin ilham kaynaklarından biriydi. Mezuniyet projem için Yunan mitolojisinden Daedalus ve Icarus'tan esinlendim. Her ne kadar farklı şeylerden esinlenmek istesem de, kültürel DNA'mda yazılmış ayrıntılar ve unsurlar vardır; bunları yeniden kullanmak ve onları farklı perspektiflerden bakarak geliştirmeyi severim.

M.T.: Kendi stilini nasıl tanımlıyorsun? Son derece özgür, şiirsel ve çok sanatsal görünüyor!

Avgousta Theodoulou

Avgousta Theodoulou: Doğru! Modayı sanatsal bir bakış açısıyla görüyorum ve tasarımlarımı bu şekilde sınıflandırıldığını duymak beni mutlu ediyor. Kumaşımı deneyerek ve çeşitli teknikleri kullanarak giysilerime doku ve şekil vermek için özgürce davranmayı severim. Bu denemeler, eğilimleri aşan özgür tasarımlar oluşturmamı sağlıyor. Ayrıca lüksü sanatla birleştiriyorum! Kumaşların kalitesi benim için çok önemlidir; Bu, bir giysi yaratmak için harcadığım zamana, onu giyen bedene ve ayrıca çevreye saygı duymanın bir yoludur, çünkü amaç, aldıktan kısa bir zaman sonra atacak bir şey üretmek değildir.

M.T.: Kendi adını verdiğin markanı tanıtmak üzeresin. Nasıl gidiyor? Hedeflerine ulaşmak için ne zorluklarla karşılaşıyorsun?

Avgousta Theodoulou: Mezuniyetimden bu yana geçen son aylarda, bütün enerjimi ve konsatrasonumu insanların markamı tanımasını sağlayacak vitrini hazırlamaya yoğunlaştırdım. Yeni tasarımcılar için olan üç yarışmaya başvurdum ve bunların üçünde de kabul gördüm. Talihsiz bir şekilde onlardan birine katılamadım, fakat katıldığım ikisi tarafından ödüllendirildiğim için şanslıydım. Bu arada ek kişisel işler ile markamı kurdum ve www.avgoustatheodoulou.com adresinden markamın web sitesini açtım. Bunların hepsini yaptıktan sonra bile, geriye bakarsam, yine de çok iş olduğunu söyleyebilirim. Özellikle bir ekibi olmayan biri için! Şimdiye kadar yalnız çalıştım.

M.T.: Herhangi yeni veya gelecekteki bir proje?

Avgousta Theodoulou: Halen, SS 18/19 koleksiyonumu Ekim AXDW - Atina Xclusive Tasarımcıları Haftası için hazırlıyorum. Bazı alıcılar da benimle iletişime geçti, bu yüzden yakında daha fazlasını üretip bunları kullanılabilir hale getirmeyi umuyorum. Ayrıca önümüzdeki aylarda Paris'teki bazı moda etkinliklerini organize etmek veya katılmak istiyorum. Aynı zamanda, ekibime katılmak ve tüm bu zorluklarla yüzleşmek isteyen insanlar arıyorum. Güvenebileceğim ve inandığım insanlar olmalı ve tabii ki markamın büyüme potansiyeline inanmalılar!

Avgousta'nın mezun olduğu program hakkında daha fazla bilgi için: IFA Paris Moda Tasarımı ve Teknolojisi Lisans Programı

Jean-Marc Chauve Pariste öğrencilerle beraber

2000'den 2009 yılına kadar Nelly Rodi'nin pazarlama departmanına başkanlık yapmış, Maison Martin Margiela'nın moda tasarımcısı, bugün İmane Ayissi'nin Genel Müdürü ve aynı zamanda profesör ve moda eleştirmeni: Jean-Marc Chauve, ESC Dijon mezunu, Lyon Üniversitesi-2 Sosyoloji ve Moda ve Moda Tasarımı ve Moda Tasarımı ve Eski CMT / Mod'Art'ın Modellenmesi Semiyolojisi, şimdi IFA Paris'in keskin gözü: Moda ve Görüntü Yönetmenliği görevini sürdürüyor. Jean-Marc Chauve, Macao'da doğan genç tasarımcı Kit Seng Lei'nin ve IFA Paris'in yeni mezununun olağanüstü yaratıcılığını bu röportajda açıklıyor. Bu bir ilham anlatımıdır.

Michel Temman: IFA Paris'in yeni mezunu genç tasarımcı Kit Seng Lei, son moda koleksiyonunun moda defilesinin sonundaki sunumu sırasında sansasyonel bir ses çıkardığı görülüyor. Yaratıcı eserlerinde dikkatini en çok ne yakaladı?

Kit Seng Lei

Jean-Marc Chauve: MA, Çağdaş Moda Tasarımı mezuniyet defilesi misafirlerinin olduğu kadar koleksiyonunu değerlendiren jüri üyelerinin de takdirini kazandı Kit Seng Lei. Çünkü çok prefesyonel ve ilham kaynakları hem çok kişisel hem de tamamen güncel trendlere uygun. Daha genel olarak, sadece koleksiyonu değil, Kit Seng'in potansiyelini ortaya çıkaran tüm arka planı: önce Şangay'daki IFA Paris kampüsünde Moda Tasarımı ve Teknolojisi alanındaki Lisans eğitimini tamamladı ve onu Paris'te MA Çağdaş Moda Tasarımı Master'ı ile takip etti. Sadece yaratıcılık üzerine değil, aynı zamanda tekniği vurgulayan Moda Tasarımı lisans derecemizden mezun olmanın avantajı, Kit Seng'in tasarım, modelleme ve bilgisayar tasarımında edindiği tüm becerilerle Master'a başlayabilmesidir. Böylelikle, Paris çevresinin ilham kaynağı ve yaratma özgürlüğü konusunda tarzına neler katabileceğine odaklanabildi. Birkaç alt yüklenici ve tedarikçi ile çalıştı ve hem imalatta hem de malzeme ve aksesuarlarda hayal ettiğini tam olarak elde etmeyi başardı. Öğretmen olarak koleksiyon projesini çok yakından izledim ve nihai silüetlerin çizdiği eskizlere şaşırtıcı bir şekilde yakın olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca hangi yönde gitmek istediğini çok iyi bilirdi, o kadar ki bana düşen onu yaratıcı özgürlüğüne ve siluet ayarlamaları üzerine birkaç ipucu için teşvik etmekle sınırlıydı. Ayrıca Kit Seng, sadece çok yaratıcı bir tasarımcı değil, yaratıcı atölye çalışmaları, moda kültürü, yönetim veya iletişim modülleri olsun, aynı zamanda bu mezuniyet Master sınıfının en iyi öğrencilerinden biri idi. O daima çok çalışmış, çok çalışmış ve çalışmalarına koyduğu bu tutku, gerçekten yaratıcı bir tasarımcı ile çalıştığımızın bir işaretidir! Hem ultra yaratıcı hem de iş odaklı bir vizyona sahip.

M.T.: Çalışmaları profesyoneller tarafından nasıl karşılandı?

Jean-Marc Chauve: MA, Çağdaş Moda Tasarımı programında hazır bulunan profesyonellerin övgüsünün ötesinde, söylemek biraz erken. Aslında defile, bu ilk koleksiyonda gösterilen, kapasitesi üzerinde önemli bir iletişim çalışmasının başlangıç ​​noktası. Şu anda bu onun işi ve IFA Paris'in de bu süreçte ona destek olabileceğinden eminim.

Kit Seng Lei

M.T.: Stilini farklılaştıran ve onu benzersiz kılanın ne olduğunu düşünüyorsunuz? Onun stilini cüretkârlıkla nasıl tanımlarsınız?

Jean-Marc Chauve: Bence, karıştırmak, şaşırtıcı bir şey yapmak için zaman içinde havadaki ilhamları değiştirmek için kapasitesi var. Koleksiyonu 90'lı yıllardan ve bu on yılın sokak giyimininden esinlenilerek hazırlanmıştı. Çok moda olan bu cepler, o zamanlar popüler kızlar için yapılan bu oyuncaklardı. Aynı zamanda uyumlu ve gösterişli bir renk aralığı çizebildi, mizahlarla dolu baskılar ama görsel olarak çok baştan çıkarıcı baskılar. Bir giysinin aynı zamanda hacim meselesi olduğunu ve vücutla ilişki içinde olduğunu unutmamakta ve kesintileri, büyük boyları çok fazla takılı olanın hassas ve bilhassa iyi yapılmasıyla birleşti. Ayrıca, desen yaratmak için kullanılan farklı teknikler ve stil ve onun siluetlerini aksesuar haline getirme isteği gibi her ayrıntıyı düşünen ve bilen bir tasarımcıdır ve bu yine çok profesyonel bir görünüm kazandırmaktadır. Dahası, bu son koleksiyon da dahil olmak üzere, defile için şaşırtıcı kıyafetler ve plastik t-shirtleri veya renkli zincirlerle yaptığı olağanüstü bağlantılar gibi imajları yaratma kapasitesine sahip.

M.T.: Çin modasında yeni bir sahne ortaya çıktı. Çin'de ya da yurt dışında bulunan genç stilistler, bazen mizahi ya da tersine oldukça ayık ama yine de çok özgür olan farklı ve taze tonlar sunuyor. Kit Seng Lei, bu yeni yeteneklerden biri gibi görünüyor, çok umut verici değil mi?

Kit Seng Lei

Jean-Marc Chauve: Gerçekten de, uluslararası yaratıcılar ve lüks markalarla modernlik ve yaratıcılık açısından rekabet edebilecek Çin tasarımcılarının gelişine tanık oluyoruz.

Paris'te ya da Londra'da görünmek için çok fazla sayıda değiller ama inkar edilemez biçimde yeni bir nefes getiriyorlar. Şangay ve Pekin'de, bu genç yeteneklerin kıyafetleri, aynı zamanda onları dağıtan ve tanıtan Dong Liang mağazalarında bulunur. Bu tasarımcıların çok farklı evrene sahip oldukları, ancak iki ana eğilimi vardır: çok sofistike malzemelerin ana paya sahip olduğu minimalist bir akım, bazen oldukça karanlık. Bu akımın en iyi temsilcisi, bence Uma Wang, siluetleri bir şekilde 90'lı yıllardaki Anne Demeulemeester'in eserlerinden birini hatırlatabiliyor ama çok kişisel bir şekilde tekrar ziyaret ederek yapıyor bunu. İkinci eğilim, 80'lerin ve 90'ların tüm sokak akışlarından esinlenilmiştir, ancak çoğu zaman mizah dolu ve provakasyon hissi ile çok sofistike bir biçimde. Bu kategoride Sankuanz’dan bahsedebiliriz. Kit Seng Lei'nin koleksiyonu açıkça bu ikinci akışın parçasıdır ve sanırım, bu uluslararası "yaratıcı" sahneye katılabilecek yeteneklerden biri haline gelmek için tüm potansiyele sahiptir.

Kit Seng Lei'yi, onun geçmişini ve ilhamlarını açıkladığı MA Çağdaş Moda Tasarımı eğitimi sırasında yaptığı son koleksiyonu üzerine bir röportaj yaptık. Röportajı burada okunabilir: Mezun Röportajı Kit Seng Lei

Macao’lu Kit Seng Lei

Genç, yaratıcı moda tasarımcısı Kit Seng Lei'nin bu röportajı çok özeldir: öncelikle bu röportaj, Çin ve Fransa'da IFA Paris'te eğitim görmüş yeni bir yetenek için bir ilk olan açıklamalar, gerçekler ve ayrıntılar içermektedir.

Michel Temman: Siz Macao'da doğdunuz. Bize çocukluğunuz ve erken dönem gençliğiniz hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz? Neden daha sonra Şanghay'a taşınmak için bu topraklardan ayrıldınız?

Kit Seng Lei: Benim adım Kit Seng Lei, Kanton dilinin latin harflerine çevirisidir. Evet, Macao, Çin'de doğdum ve Çin'in güneyindeki çok küçük bir özel idari bölge olan Macao'da büyüdüm. Bilindiği gibi Macao "Oriental Las Vegas" olarak adlandırılıyor. Kumarhaneleri ve turizmi ile ünlüdür ancak moda tasarımı ile ilgisi yoktur. Bu nedenle Şanghay'a yalnızca 18 yaşında geldim. Şanghay'ı lisedeyken hep kozmopolit bir büyük şehir olarak gördüğüm için, orada moda tasarım hayalime başlamaya karar vermek bir saniye almadı. Şangay'ın kampüsündeki IFA Paris Moda Tasarımı lisans programını bitirdikten sonra, Paris kampüsündeki MA Çağdaş Moda Tasarımı programı için IFA Paris'ten tam bir burs kazanma şansını yakaladım. Ve o zamandan beri, bir yıldan fazla bir süredir Paris'te yaşıyor ve okuyordum. IFA Paris'teki Çağdaş Moda Tasarımı Yüksek Lisansı'ndan mezun oldum.

Kit Seng Lei’nin Polly Pocket Koleksiyonu

M.T.: Sizi modaya ve yaratıcı tasarıma yönlendiren kesin öğeler nelerdir?

Kit Seng Lei’nin Polly Pocket Koleksiyonu

Kit Seng Lei: Çocukluğumdan beri modayı seviyorum. Bana olan özel bir şeyleri aniden hatırlatan bir şey hatırlamadığım halde, küçükken moda tutkumun doğal olarak bana geldiğini düşünüyorum. Ama ben Barbie bebekleriyle oynamayı ve onları giydirmeyi sevenlerden biriydim. Anneme bana, çocukluk yıllarımdaki oyuncaklar yerine moda dergileri ve moda defilesinin VCD'lerini almam için yalvarıyordum. Zihnimde bir moda rüyasıyla büyüdüm ve neyse ki değişmedi. Bana göre, muhtemelen birinin giyinme özgürlüğü ve yeni moda yaratmanın heyecanı beni aydınlattı, çünkü stil ve tasarımın kendine özgü ifadeler olduğuna inanıyorum. Ve moda, kendini ifade etmenin en kolay yollarından biridir, çünkü her gün giysiler giymek zorundayız ve sınırsız seçeneklerimiz ve stillerimiz var. Ayrıca, moda tasarımı hikayeleri ve kavramları anlatmanın çok görsel bir yoludur, ancak diğer yollardan farklıdır. Moda her zaman insan hayatının hizmetindedir, bu yüzden daha erişilebilir ve ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum.

M.T.: Stilinizi ve yaratıcılığınızı nasıl tanımlıyorsunuz? Ve modadaki referanslarınızı ve ikonlarınızı öğrenebilir miyim?

Kit Seng Lei: Moda yaratıcılığım açısından imzam tasarım çizgilerim ve renk kombinasyonumdur. Elbisemi boş bir tuval olarak görüyorum ve sonra belirli bir görsel efekt elde etmek için üzerine baskı yapmak için dijital teknolojiyi kullanıyorum. Şanghay'daki bir moda şirketinde stajyerlik yaptığımda lisans eğitimim sırasında birkaç ay boyunca her gün baskılardan sonra basmalar yapmam gerekiyordu çünkü basılı tasarımcı asistanıydım. Bu deneyim, kumaşlardaki farklı baskıların giysilerin görsellerini nasıl değiştirdiğini bana gösterdi ve baskı yapmaya aşık oldum. Ayrıca renkleri kullanmayı ve karıştırmayı da seviyorum. Belki de nispeten muhafazakar bir ülkeden olduğumdan ve tasarım söz konusu olduğunda, kontrast yapmak istiyorum. Baskı ve renklerle kolayca dikkati çekecek şeylerden hoşlanıyorum. Modada belirli bir referansım veya ikonum yok. Örneğin, son koleksiyonum Polly Pocket'ın tamamı 90'ların tarzıydı. Filmlerdeki günlük kıyafetlerden ilham aldım ve öğeleri çağdaş bir biçimde yeniden tasarlamaya çalıştım. Polly Pocket'dan farklı olarak, daha önce geleneksel Japon zırhlarından referans alan Street Samurai adlı bir kadın giyim koleksiyonum vardı. Koleksiyonlarım arasındaki tutarlılık, baskı yapmak ve renkleri karıştırmaktır.

M.T.: IFA Paris size, bilgi, birikim ve vizyon açısından ne getirdi?

Kit Seng Lei’nin Polly Pocket Koleksiyonu

Kit Seng Lei: Okulun bana öğrettiği tüm beceri, teknikler ve bilgiler nedeniyle IFA Paris'e gerçekten minnettarım. Moda Tasarımı ve Teknolojisi programı bana Şanghay'daki kampüste moda tasarımının temel becerilerini ve bilgilerini öğretti, daha sonra Paris'teki Sanat Çağdaş Moda Tasarımı Yüksek Lisansı dersi görüşümü açtı ve moda konusunda derin düşünmemi sağladı. Lisans programında, çizim, döşeme ve pazarlama gibi bir moda tasarımcısı olma yolunda temel bilgilere sahip oldum. Master programında ise yalnızca tasarıma değil, aynı zamanda stil ve moda fotoğrafçılığı ve çok daha fazlası üzerinde duracak bazı dersler vardı. IFA Paris gerçekten yaratıcılığımı farklı bir şekilde keşfetmeme ve farklı moda kültürlerini özümsememe yardımcı oldu ve sadece kendi kabarcıklarımda bir tasarımcı olarak kalmamamı sağladı. Marka bilinci oluşturma, konumlandırma ve dağıtım gibi işletme dersleri ile günümüzde moda markalarının günümüz endüstrisinde nasıl çalıştığı hakkında daha fazla bilgi sahibi oldum. Kendi moda markama sahip olmadan veya gelecekte moda şirketleri için çalışmaya yönelmeden önce bu bilgi birikimi benim için son derece yararlı oldu.

M.T.: Son koleksiyonunuzun zorlukları nelerdi? Arzularınız ve amaçlarınız neydi?

Kit Seng Lei’nin Polly Pocket Koleksiyonu

Kit Seng Lei: Benim için son koleksiyonumdaki en büyük zorluk, üzerinde düşünmekten vazgeçememekti. Son koleksiyonumuzu bitirmek için 5 ay verildi. Bir koleksiyon yapmak epey zaman aldı. Ancak böyle uzun bir süreçte, yeni fikirler gelmeye devam etti ve her zaman giysiler üzerinde unsurlar eklemek veya önceki giysileri yeniden tasarlamak istedim. Açıkçası, fazla düşünmek bende kolayca tasarım değişikliklerine yol açabiliyor. Görünüşte çok fazla fikir sahibi olmak tasarımın bir şekilde zayıflamasına neden olabilir. Fakat mentörüm Jean-Marc Chauve’nın yönlendirmeleriyle fikirlerimi daraltmaya çalıştım ve sonunda memnun olduğum bir koleksiyona sahip oldum. Mezuniyet koleksiyonum Polly Pocket olarak adlandırıldı. Sadece 90’larda var olan ve benim favorileri oyuncaklarımdan birinden esinlenildi. Bu koleksiyonu moda öğrencisi olarak kendimin son ifadesi olarak gördüm. Kendimle kişisel bir bağlantı kurmasını istedim. Koleksiyondaki 90’lar tarzı ve özgür sevgi ruhu beni bir birey olarak temsil etti. Bu koleksiyonu hazırlarken daha önce sıkça duyduğum "Bu bir iş değil, bu bir hayat!" sözlerini söyleyip durdum kendime. O halde onun keyfini çıkarmalıyım. Amacım koleksiyonum yoluyla sevgi ve sevinç mesajını iletmekti.

M.T.: Bundan sonra yeni projeler var mı?

Kit Seng Lei: Şimdilik yeni bir koleksiyon tasarlamıyorum, ancak Paris'te staj bulmaya çalışıyorum. 5 yıllık eğitimimden sonra moda endüstrisine en kısa sürede katılmak istiyorum. Şangay'da daha önce staj yaptığım halde Paris'te daha fazla tecrübe kazanmak isterim. Paris'teki çevre Şanghay'dan tamamen farklı olduğu için, burada ne öğrenebilirim ve sunabilirim merak ediyorum.

Ayrıca, Jean-Marc Chauve ile Kit Seng'in final mezuniyet koleksiyonu hakkında röportaj yaptık. Jean-Marc, mentör olarak Kit Seng'in çalışmalarıyla ilgili derinlemesine bilgi verdi. Röportajı burada okunabilir: IFA Paris’ten Jean-Marc Chauve’nın Kit Seng Lei’nin son Koleksiyonu Hakkındaki Görüşü

Kit Seng'in son mezuniyet koleksiyonundaki tüm kombinleri görmek isterseniz, bu defile için galerimizi ziyaret edin: Graduation Fashion Show 2017 - Master of Arts Contemporary Fashion Design (Photo Gallery)

Monica Pozyn, Dior Şanghay'ın Ana Ofisinde

Maison Dior, Christian Dior Couture’ün feminenlikte çapalanmasıyla birlikte kadın ve Dior arasındaki tarihi inşa etmeye odaklanmış durumda. 2017 Uluslararası Kadın Günü'nde Maison Dior, genç kadınlara kariyer gelişiminde eşlik edecek on şehirde (Paris, Marsilya, Londra, Floransa, Dubai, New York, Hong Kong, Tokyo, Seul ve Şangay) Women @ Dior Mentörlük Programını başlattı. Bu şehirlerdeki genç kadın yetenekleri seçilmiş ve halen Dior'da çalışan bir danışman ile eşleştirilmiştir. IFA Paris öğrencisi olan Güney Afrika'dan Monica Pozyn, seçilenlerden biriydi.

Michel Temman: Güney Afrika'da doğdunuz ve efsanevi bir şehir olan Cape Town'da büyüdünüz! Büyüdükçe ve orada yaşarken, giderek moda ve lüks sektörle nasıl ilgilemeye başladınız?

Monica Pozyn: Söylemesi oldukça zor. Kendimi bildim bileli moda okumak ve bu sektörde çalışmak istedim. Moda her zaman hayatımın bir parçası olmuştur. Genç yaşta bile yeni bir ayakkabı, Elle ve Vogue dergilerinin son sayılarına almak için harçlıklarımı harcardım.

Dior Şanghay'da seçilen genç yetenekler ve danışmanları

M.T.: Şangay'da IFA Paris'te Moda İşletmesi alanında MBA eğitimi alıyorsunuz. Bu program, kariyer hedeflerinizi takip etmenize nasıl yardımcı olacak?

Monica Pozyn: Amacım geleneksel ve el işi kot için olan tutkumu lüks ilgimle birleştiren bir kariyer yolunu bulmaktır. MBA, Moda İşletmesi programında tezimi el işi Japon kotun etkisine ve bu zanaatın lüks endüstriyi nasıl etkileyeceğine odaklanacak. IFA Paris Moda İşletmeciliği Kursunda MBA ile kazanılan bilgi, deneyim ve maruziyetin yanı sıra Women @ Dior Mentörlük Programının bir parçası olma fırsatının kariyer hedefimi takip etmemi ve hayalimi gerçekleştirmemi mümkün kılacağına inanıyorum.

M.T.: Hem Şanghay'da hem de Paris'te deneyim sahibi olmak için ne gibi şeyler söylersin?

Metörlüğünü yapan Emilie Krumb (solda) ve İK Direktörü Lynn Chen (sağda) ile Monica Pozyn (ortada)

3- Metörlüğünü yapan Emilie Krumb (solda) ve İK Direktörü Lynn Chen (sağda) ile Monica Pozyn (ortada)

Monica Pozyn: Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan bir ekonomide (Avrupa ve Asya) çalışma olanağı çok değerlidir. Tüketici inançları, değerleri, yaşam biçimi ve satın alma davranışları tamamen farklıdır. Moda perakende ve lüks ortamında tüketiciyi tamamen anlamak için Çin'de ilk elden bilgi ve tecrübe edinmek zorundasınız - bu öğretilebilir bir şey değildir.M.T.: Şangay'daki eğitiminiz sırasında, prestijli Maison Christian Dior tarafından genç yetenek ve "Genç Kadın Öğrenci" olarak seçildiniz ve "Genç Kadın Mentorler" adlı yenilikçi bir programa katıldınız. Dior'un uzmanlıklarının çeşitliliğini keşfetmek ve ayrıca kadınlarla Dior arasındaki uzun tarihi daha iyi anlamak içindi bu çalışma. Nasıl gitti? Bu mentörlük görüşmeleri ve oturumları sırasında ne öğrendiniz?

Monica Pozyn: Women @ Dior Mentorluk Etkinliği çok büyük bir ilham kaynağı oldu. Böyle şık, inanılmaz derecede yetenekli ve kariyer odaklı kadınlar tarafından çevrelenmek bir ayrıcalıktı. Mösyö Dior'un 1950'lerde yetenekli bir kadın ekibi tarafından kuşatıldığı söyleniyor. Maison Christian Dior'un kalbi her zaman kadındır ve bu nedenle Women @ Dior Mentoring Programı kadınlar tarafından kadınlar için yaratılmış bir vizyondur. Dior Şangay, Maria Grazia Chiuri'nin vizyonunu 15 Mart'ta ilk mentörlük dersinde bizimle paylaştı. Maison Christian Dior için onun vizyonu şöyledir: Feminizm – Dior’un kalbinde bulunan yetenekli kadınlar mirasını inşa etmeye devam etmek; Havalı moda - couture'le spor ayakkabılarını bir araya getirebilmek; Bir vizyon - Maria Grazia Chiuri, Dior'un her yönüyle iç içe olmaya inanıyor - tüm ürün kategorilerinde uyumlu bir marka imajını elde etmek için skeçten müşteriye kadar tüm adımlarla; Ve Miras - Dior'un DNA'sının yaratıcılığa ve savoir-faire'e kök salmış olmasını sağlamak.

M.T.: Bu program Maison Dior hakkındaki görüşünüzü değiştirdi mi? Spesifik olarak ne öğrendiniz?

Monica Pozyn: Women @ Dior Mentörlük Programı, bana hayattaki en önemli derslerden birini öğretti: "Her zaman mükemmeliyet için gayret edin - çıtayı yüksek tutun ve asla vasatlığa  razı olmayın!"

Dior tarafından seçilen genç yetenek Monica'nın katıldığı program hakkında daha fazla bilgi edinmek için: MBA Moda İşletmesi

Marija Vlašić (Fotoğraf Hiam Hamed)

Son derece yaratıcı PR, web yapımcısı, editör ve topluluk müdürü Marija Kata Vlašić, "IFA Paris'teki MBA'im beni çok farklı kültürlere ve perspektiflere bağladı!"

Michel Temman: Birleşik Devletler'de doğmuş bir Hırvat'sınız. Bize çocukluğunuz ve gençliğiniz hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?

Marija Vlašić: Evet, ben Hırvatistan'lıyım, ancak Connecticut'taki Greenwich'de New York City'den uzak olmayan küçük bir kasabada doğdum. Her zaman Hırvat kültürüne sahip olduğum halde on iki yıl hayatımı orada geçirmiştim. Sadece 2002'de Hırvatistan'ın Zagreb eteklerine ailemle birlikte taşındım. ABD’de ve Avrupa'da büyüme arasındaki en büyük fark kesinlikle çocukların şehirlerinde dolaşmak ve dünyayı yürüyerek keşfetmek için sahip oldukları özgürlüktür. Erken yaşta kendilerine sorumluluk öğretir. Her iki kıtada da yaşadığım güzel bir çocukluğum vardı, ancak bence Avrupa'daki yaşam kalitesi daha iyi.

LeStandart.com ekibi, blogun birinci yıldönümünü kutluyor

M.T.: Orada büyüyüp yaşarken moda ve lüks sektörlerden nasıl giderek ilgi duydunuz?

Marija Vlašić: 2010'da, blogların yükseliş eğilimi ve modanın ve lüksün dijitalleşmesinden hayli etkilendim. Birden bire moda dünyası dünyadaki pek çok insana çok yaklaştı. Çalışmalarım boyunca, Paris, Fransız kültürü ve estetiğine çok yönlendim. Paris'teki hayat hayalimin gerçekleşebileceğini fark ettiğimde üniversitede son yılımdaydım. Moda master programlarım için araştırmaya başladım ve çabucak keşfettiğim IFA Paris'i seçtim. Geri kalan tarihtir ...

M.T.: IFA Paris MBA Moda İşletmesi programı sizin için ne kadar değerli? Moda, lüks ve yaratıcılık hakkındaki görüşlerinizi, düşüncelerinizi ve vizyonunuzu değiştirdi mi?

Marija Vlašić: IFA Paris MBA Moda İşletme programı birçok bakımdan unutulmaz bir deneyim oldu. Kesinlikle beklediğimden çok daha fazla katkı sağladı. Öncelikle, beni pek çok farklı kültür ve perspektiflere bağladı - yalnızca sınıfımızda yaklaşık 15 farklı ulus vardı! Birbirimizden ve endüstride çalışan profesörlerden çok şey öğrendik. Sanırım en çok yaratıcı süreçler ve düşünce hakkında öğrendim. Şehri, yeni konseptleri, galerileri ve dükkanları kendi başımıza keşfetmek için yeterli zamanım olduğunu da seviyorum - yaratıcı endüstrilerde çalışan herkes için bunu çok önemli buluyorum.

Marija Vlašić, Design District Zagreb Festivali 2016 sırasında (fotoğraf Marija Gašparović)

M.T.: IFA Paris'te meslektaşlarınız Jahnam Kerp ve Reyes Lezcano Peñalva ile birlikte birkaç proje gerçekleştirdiniz, örneğin LeStandart.com adlı blog. Nasıl başladınız?Marija Vlašić: Bir öğleden sonra yeni bir proje hakkında konuşmak için Jahnam'la bir araya geldim. Vizyonu, gelişmekte olan sanat, moda, müzik ve seyahatin kişisel perspektifinden ilham veren öyküler hakkında konuşmak için dünyanın dört bir yanından farklı yazarlara yer verecek bir blog oluşturmaktı, İngilizce ve ana dillerimizde yazılacak bir blog. Birkaç gün içinde meslektaşımız Reyes de katıldı. Blogun güçlenerek büyüdüğü birkaç yılda pek çok ilginç sanatçıyla tanıştık. Birçok kapı bizim için açıldı ve en önemlisi dürüstlüğümüzden ve özgünlüğümüzden memnuniyet duyduklarını bize bildiren takipçiler topluluğunu çektik. Bütün bu deneyim için çok minnettarım. O zamandan beri, yazma tutkusu bende asla ölmedi.

M. T.: IFA Paris'ten mezun olduktan sonra ne oldu? Harika bir deneyim, unutulmaz bir staj?

Marija Vlašić: Mezun olduktan hemen sonra stajyer olarak bir basın ajansında iki ay geçirdim, sonra tasarımcı Damir Doma'nin satın alma ve üretim ekibinde altı aylık unutulmaz bir staj geldi. Moda sektöründeki gündelik zorluklarla baş ederken akıllıca üç ya da dört dili konuşan yirmi beş kişiyle Paris'teki bir ofiste çalışmak kesinlikle benim için büyük etki bırakan bir deneyim oldu.

M.T .: Siz de Design District Zagreb Festivali 2016'ya katıldınız. O zaman rolünüz ve misyonunuz neydi?

Marija Vlašić: Eylül 2015'te Halkla İlişkiler ve Sosyal Medya Yöneticisi olarak en büyük Hırvat konsept mağazasına katıldım – The Crotian Design Superstore. Reklam sorumlusumuz Ira Payer, Zagreb ve çevresinde bir sokak festivali fikrini ortaya attı. Festivalin sadece dört gününde, iki caddeyi kapatarak, bölgedeki yerel işletmelerin çoğunu dahil ettik ve yüzü aşkın atölye, konser ve benzersiz etkinlikler düzenledik. Yaklaşık 30.000 ziyaretçi ile kentin tüm konut ve sanayi alanını yeniden canlandırdık. Bunların hepsinin medyada ve sosyal ağlarda olduğundan emin olmakla görevliydim!

M.T.: Çalışmalarınızda, insanları köklerine ve doğalarına bağlama eğilimindesiniz. Yaratıcılığı ülkenizin kültürel mirasına bağlamak sizin için önemli bir konu mudur?

Mateja Kovać'in illüstrasyonu (Mateja Kovać izniyle)

Marija Vlašić: Sadece 20-30 yıl kadar önce komünist bir sistemden çıkan zihin, insanları yaratıcı olmaya teşvik etmedi. Bugün hala Hırvatlar, özellikle girişimci projeleri teşvik etmediği için farklı şeyler denemek için cesur değiller. Burada çok fazla potansiyel görüyorum, yeni işletmeler için birçok fırsat. Bu geleneklerin, mirasın ve kültürün iletişim kurması benim için çok ilginç çünkü dünyada hala bilinmiyor.

M.T.: MORES adında online bir web foto blogu gibi büyüleyici bir proje yarattınız. Yeni, zorlu bir macera mıydı?

Marija Vlašić: MORES yeni başlayan bir maceradır. Bir süre, bir galeri gibi bir şey yapmak için kendi dijital alanıma, gördüğüm güzel şeylerin ve seyahat ederken tanıştığım inanılmaz insanların bir arşivine ihtiyacım olduğunu hissettim. Zorlayıcı unsur, “freelance” çalışan birisi olarak hep yeni projeler arıyorum, bu nedenle araştırma ve yazma özgürlüğümün aynı anda bir inanç testi olmasına izin veriyorum. Tüm planlarınızın sizin isteklerinize göre yapılmadığını ve yalnızca zamanın dört bir yanındaki parçaları ve parçalarını gördüğünüzden daha büyük bir bulmaca olduğunu öğreniyorsunuz.

M.T.: Aynı zamanda Hırvat moda illüstratörü Mateja Kovać'in iletişim ve pazarlaması üzerinde çalışıyorsunuz. Bu sanatçıyı bu kadar özel kılan nedir?

Marija Vlašić: Mateja çok yetenekli bir sanatçıdır, çok yetenekli bir sanatçı olup, çok hızlı öğrenen ve uyarlayan bir örnektir, ancak her ayrıntıya dikkat ederek kendine yeni bir görev yapmaktadır. Çok şehvetlidir ve bu da ruhuyla atmosferik illüstrasyonlar ortaya çıkarmasına izin verir. Onunla çalışmak, pek çok açıdan bağımsız bir profesyonel olarak büyümeme yardımcı oldu. Estetikteki incelikli zevki eserini en beğenilen kılan şeydir, bu yüzden moda projeleri için işbirliklerine önemle tavsiye ediyorum

Marija'nın programı ve diğer MBA'ler hakkında daha fazla bilgi için lütfen lisansüstü programlarımıza bakın.

menu linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram