Menu
BAŞVUR

Geçtiğimiz yıl, moda dünyasının geleneksel moda ideolojilerinden farklı olarak çerikler üretmek için dönüştüğünü ve yenilendiğini görmüş oldu.

Öğrencileri bu yeni koşullara uyum sağlamaları için gerekli araçlarla donatmak üzere IFA Paris, okulumuzu farklı kılan bileşenleri kullanarak MBA Moda Yönetimi programını yeniledi:

  • Fransız moda mirası
  • Uluslararası öğrenci profili
  • En son teknolojilerde uzmanlık
  • Sürdürelebilir uygulamalar

 

2021 sonbaharından başlayarak, yenilenen MBA Moda Yönetimi temel bir programdan oluşacak ve öğrenciler üç uzmanlık alanından birinde uzmanlaşmayı seçebilecekler: Moda İşletmeciliği, Lüks Marka Yönetimi veya Moda Medyası.

Moda Yönetimi MBA Programı – Moda İşletmeciliği, öğrencilere, geleceğin düşünce liderleri olmak için gerekli becerileri aktarır. Toplumdaki değişiklikleri anlamak ve tahmin etmek, Moda İşletmeciliği bölümünün pedagojik stratejisinin merkezinde yer alır.

Moda Yönetimi MBA Programı- Moda Medyası, öğrencilerin medyada her kesimin doğru temsil edilmesi fikrini desteklemelerini aşılar. Öğrenciler, deneysel ve yaratıcı modüllerin bir karışımıyla modaya antropolojik bir mercekten bakan görsel ve sanatsal eserler üretirler.

Moda Yönetimi MBA Programı- Lüks Marka Yönetimi ise öğrencilerin lüks endüstrisini yeni zirvelere taşımalarına yardımcı olmak için yüksek bir çeviklik ve esneklik seviyesine ulaşmalarını sağlar.

Yenilenen MBA programı, ikinci yıl boyunca zorunlu bir stajı da kapsar. IFA Paris'in sürekli uyum sağlama isteğinin bir başka kanıtı olarak, MBA Moda Yönetimi, IFA Paris - Learn Online'da çevrimiçi uzaktan eğitim eğitim olarak da mevcuttur.

IFA Paris'te, moda endüstrisinde meydana gelen gelişmeleri sürekli olarak izliyoruz ve öğrencilerimize profesyonel kariyerlerinde karşılaşabilecekleri her durumda mükemmelleşecek araçları, becerileri ve bilgileri sağlamak için programlarımızı her zaman eşleştirdiğimizden emin oluyoruz.

2021 yılında da pandemi endüstri trendlerini belirleyici olacak. Alışveriş daha da fazla dijital kanallardan gerçekleşecek ve tüketiciler marka seçimlerinde eşitlik ve sosyal adalet kavramlarına bu yıl da her zamankinden daha fazla önem vermeye devam edecekler.

Covid tüm sektörlerde büyük yıkım yaratsa da olumlu sonuçlar doğurabilecek aksiyonların alınmasında da itici bir güç haline dönüştü.

Çoğu moda markası pandemi sürecinde işletme modellerini yeniden şekillendirmenin ve tüketiciye yönelik planlamalarını güçlendirmenin önemini farkına varıp harekete geçti.

2021 yılının moda endüstrisinin ajandasında covid sonrası iyileşme için ise anahtar tema, bilinçlenen tüketicinin diijital kanallara yönlenmesine, sosyal ve ekonomik adalete dayalı tercihlerde bulunmasına yönelik piyasada gerekli olan verimli, basit ve toplumsal farkındalığı yüksek yeni iş modelleri ve pazarlama stratejileri yaratmak olacak gibi görünüyor.


Virüsle Yaşamak

Virüs, II. Dünya Savaşın’dan bu yana milyonlarca insanın yaşamında, global ekonomi ve ticarette, sağlıktan modaya tüm sektörlerde topluma en büyük yıkımı getirdi. 2021 yılında etkilerinin daha fazla görüleceği de başka bir gerçek.

Toplumsal psikoloji 2020’de bu yıkımın üstesinden gelebilmek için belli alanlarda daha fazla tüketime yönelmişti fakat kenardaki kaynaklar yeni yılda tükendi, artık herkes bu yıl daha sıkı ve bilinçli bir politika izliyor olacak.

Tam bu sebepten de pandemiyle beraber süregelen bilinmezliği yönetebilmek ve 2021’de sahnede kalabilmek için moda endüstrisi marka imajlarında, giyim trendlerinde, yönetim şekillerinde esnekliği adapte etmek ve inovasyon adına hızlı karar alma becerierini geliştirmek zorundalar.

Az ama Öz

Pandemi sürecinin ortaya çıkardığı en önemli gerçek, daha fazla ürünün daha fazla kar getirmediği. Endüstri artık daha çok talep bazlı, sürdürelebilirlik politikası güden, sade ve kaliteli üretime yönelik yaklaşımlar getirmek zorunda.

Tüm bu öngörüler ve sektörden beklenen değişimler karşısında moda işletmeleri ne kadar çözümsel olacak ve yeni yılı ne kadar başarıyla karşılayacaklar yıl boyunca gözlemleme fırsatımız olacak.

Değişimin gerçekleşip gerçekleşmediğini görebilmek bu sene çok daha kolay. Çünkü artık bu değişimin ana öznesi endüstri değil, tüketicilerin kendisi. Artık moda endüstrisi tüketiciyi izleyecek, izleyen de sahnede kalmaya devam edecek.

1. Araştırın
En sevdiğiniz markaların kurumsal sosyal sorumluluk projelerine dair iddialarını araştırın. Bu konuda neler yaptıklarını bilmeniz sürdürülebilirlik adına da ne tarz bir politikaya sahip olduklarıyla ilgili size bakış açısı kazandıracaktır.

2. Eski Kıyafetlerinizi Tamir Edin
Kıyafetleriniz yırtılınca veya ayakkabınızın topuğu kırılınca hemen çöpe atmayın. Tamir etmesini öğrenebilir veya bir terzi ve ayakkabıcıya giderek tamir ettirebilirsiniz. Yenilerini almak yerine size maliyeti daha az olacaktır.

3. Yerel Butiklerden Alışveriş Yapın
Direkt kendinizi alışveriş merkezlerine ve hızlı moda mağazalarına atmayın. Hem yerel satıcıya hem de kendi bütçenize fayda sağlayın. Aynı zamanda üretim ve tedarik zincirini de en az indirger ve satın aldığınız parçaların nasıl ve neyle yapıldığını bilirsiniz.

4. Miktar Değil Kalite
Geçici trendlere kanmayın. Daha fazla parçaya sahip olmak daha stil sahibi olmak demek değildir. Az ama daha kaliteli parçalar almak demek gardırobunuzun ömrünü uzatmak anlamına da gelir. Satın alırken kaliteli parçalar için daha fazla para harcıyorsunuz gibi gelebilir ama uzun vadede bütçenize uzun ömürlü ürünler oldukları için fayda sağlar.


5. Neye Para Saçtığınıza Dikkat Edin
Yalnızca bir defa giyip dolabınızın en dibine atacağınız şeylere para yatırmayın. Onun yerine kaliteli ve daima giyebileceğiniz bir kot alabilirsiniz. Zamanla gurur duyacağınız sürdürülebilir ve severek giydiğiniz stabil parçalardan oluşan bir dolap yığınla giyilmeyen parçalarla dolu bir dolaba göre sizi daha mutlu edecektir.

6. Kıyafetlerinizi Daha Az Yıkayın
Daha sürdürülebilir olmak demek daha fazla enerji ve kaynağı tasarrufu sağlamak demektir. Kıyafetlerinizi bir kere giyip direkt makineye atmayın ve kurutma makinesi yerine kendi halinde kurumaya bırakın. Tüm bunları uygulamak yüzde 40 enerji tasarrufu sağlamak anlamına geliyor.

7. Gardırobunuzu Düzenleyin
Gardırobunuzu düzenlemek, dolabınızda ne olduğunu görmenize ve daha az satın almanıza yardımcı olacak ve onları şekillendirmenin yeni yollarını bulmanızı sağlayacaktır. Aynı zamanda daha az dağınıklık ve daha sakin alan demektir.

8. Bağış Yapın
Giymediğiniz kıyafetlerinizi atmayın. Muhtemelen daha ömürleri var ve bağışlanabilirler. Bağış yapmak, kıyafetlerinizin iyi bir amaca hizmet edeceği ve başka birinin sizin eski parçalarınızla daha sürdürülebilir olmaya bir adım daha yaklaştığı anlamına gelir.

9. İkinci el veya vintage parçalardan alışveriş yapın
Bir taşla iki kuş. İkinci el alışveriş yaparak, sadece karbon ayak izini azaltmaya yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda hep sahip olmak istediğiniz benzersiz parçaları çok daha ucuza satın alabileceksiniz.

10. Her mevsime uygun parçalara yatırım yapın
Yıl boyunca giyebileceğiniz parçalar satın alın. Soğuk bir iklimde yaşıyorsanız sadece yazlık kıyafet almak akıllıca bir yatırım olmayacaktır. Mont, ceket, kot pantolon, tişört ve klasik elbiseler gibi temel parçalara yatırım yapın.

Kaşmir Kazak

Çevresel kaygılar, hepimizi, özellikle çevre üzerindeki olumsuz etkinin düzenli olarak işaret edildiği moda dünyasında, sürdürülebilir uygulamalara yönlendiriyor.

Faktör analizi, etik giyinmenin temelde 2 ilkeye dayandığını göstermektedir: kıyafetlerinizi satın aldığınız andan itibaren sorumlu seçimler yapmak ve ömürlerini uzatmak için onlara nasıl bakacağınızı bilmek.

Yılın başlangıcındaki iyi kararlar genellikle soğuk havalarla ilişkilidir ... ve soğuğa kaşmirden daha iyi ne gelebilir? Elbette kaşmir asil ve kaliteli olduğu kadar bakımı da zor bir yün çeşididir, ayrı bir özen gerektirir. Kaşmir bir kazak, iyi bakım uygulamaları gerektiren uzun vadeli bir giyim yatırımıdır. Kaliteli bir giysi, hızlı bir moda ürününe kıyasla doğal olarak daha iyi bir yıpranma direncine sahip olsa bile, ekolojik anlamda ayak izi ancak azami özen gösterildiğinde tamamen olumlu olacaktır. Yünlü bir kazaktan üç kat daha fazla yalıtkan olan kaşmir kazak, her görünüme uyum sağlar: Ne kadar çok giyerseniz, o kadar çok giymek istersiniz!

Estetik duyarlılıkla etik kaygıları harmanlayarak, erken aşınma ve yıpranmaya karşı etkili bir şekilde mücadele etmek için işte birkaç ipucu:

Kaşmir bir kazak nasıl yıkanır?

Kuru temizleme yasak! Kaşmir suyu seven doğal bir malzemedir. Sanılanın aksine, koruyucu bir file içine konulması, soğuk yıkama programı (özel yün programı) seçilmesi ve asla 30 ° 'yi geçmemesi kaydıyla çamaşır makinesinde yıkanabilir. Deterjan miktarını az tutun ve yumuşatıcı kullanmayın ( kaşmir doğal olarak yumuşaktır, ihtiyacı yoktur). Kaşmir liflerin özelliklerini uzun süre korumak istiyorsanız, sıkma programını maksimum 400 ila 600 tur arasında ayarlayın.

El yıkama talimatları da aynıdır: Yumuşatıcı içermeyen ılık su, uzun süre bekletmeden hızlı bir suya daldırmak, örgünün yapısına zarar vermemek için nazikçe döndürerek kurutmak yeterlidir.Kaşmirin keçeleşme riskine karşı kuruturken kazağını bükmeyin, bir havlu arasına koyun ve fazla suyu emmesi için hafifçe vurarak havluyla fazla suyunu alın.

Peki nasıl kurutulur?

Çamaşır mandallarını ve asmayı unutun, ister elektrikli ister doğal olsun, herhangi bir ısı kaynağından uzakta, düz bir şekilde kurutmalısınıız. Kurutmada gösterilen tüm özene rağmen biraz ütüleme gerektiriyorsa, bol buharlı ılık bir ütü kullanarak ters yüzünden ütüleyin.

Tüylenmesini nasıl önleriz?

Kaşmir kazağın kalitesi, eğirme sırasında kullanılan hammaddeye bağlıdır. Keçinin tüyü ne kadar uzun ve ince olursa, örgü ne kadar sıkı olursa, tüylenme olasılığı o kadar azdır. Bununla birlikte, yeni kaşmir bir kazağın genellikle fazla miktarda ham tüy döktüğü unutulmamalıdır; yalnızca arka arkaya yapılan yıkamalar, asıl tüylenme kaynağı olan üretim sürecinde kullanılan fazla kaşmiri çıkaracaktır. Tüylenme belirli bölgelerin düzenli olarak ovulmasından kaynaklanıyorsa, dikişleri parmaklarınızla çekmeyin, bunun yerine uygun bir kumaş tıraş bıçağı kullanın.

Nasıl katlanır ve saklanır?

Kaşmir kazak asılmamalıdır. Kuru ve iyi havalandırılan bir yerde, ışıktan uzakta, doğal malzemeden yapılmış koruyucu bir örtü içinde katlanıp düz bir şekilde saklanabilir.

Tekstil ürünleri, doğal kaynakları en çok tüketen ürünlerdir, bu da zamansız olduğu kadar dayanıklı olan parçaların seçilmesinin ana nedenidir. Aşırı giysi tüketimine karşı mücadele etmek, aynı zamanda favori kumaşlarımızın uzun ömürlü olmasını sağlayan günlük refleksleri nasıl benimseyeceğimizi de bilmek anlamına gelir: etiketlerdeki talimatlara bakın, yıkama tavsiyelerine uyun, kurutma makinesini aşırı kullanmayın ... çünkü her küçük ve basit hareket, gezegenimizi korumaya büyük bir destek!

E-ticaretin lüks marka pazarındaki payını ikiye katlaması ve sosyal medyanın her lüks marka için vazgeçilmez çevrimiçi pazarlama stratejisi haline gelmesi gündemken, Bottega Veneta Instagram, Facebook ve Twitter hesaplarını hiçbir açıklama yapmadan kapattı. Moda sahnesi şaşkına döndü. Daha yeni global sosyal medya yöneticisi arıyorlardı ve sonra aniden her platformdan kendilerini çektiler. Bu hamleyi SS2021 koleksiyonunun yayınlanmasından hemen önce yapmaları ise insanların bunun sadece bir pazarlama oyunu olup olmadığını sorgulamalarına neden oldu. Niyet bu olsun ya da olmasın, bu hamle işe yarıyor. Bottega’ya dair şimdi herkes tartışıyor.
-Daniel Lee -

Bottega’nın bu cesur hareketi aslında oldukça mantıklı. Kreatif direktör Daniel Lee, Celine'de de çalışırken Instagram'a katılan son markaydılar. Kendisinin de bir instagram hesabı yok. Onun bu işlere inanmadığı çok açık. Üstelik lüks markaların temel felsefesine baktığımızda, aşırı göz önünde olmak bir amaç değil. Sonuç olarak, lüks markalar, lüks ve özel olmak isteyen insanlar için varlar. Bottega da bu felsefeye sahip. Herhangi bir nüfuza ihtiyaçları yok, bunu umursamıyorlar da. Bottega gibi lüks markaları gerçekten satın alabilen insanlar da markanın sosyal medya gönderilerini umursamıyor ve bir markanın sunduğu kişiselleştirilmiş deneyimle daha fazla ilgileniyorlar.

Üstelik Instagram'ın lüks markalar için en iyi performansı gösteren sosyal medya platformu olduğuna dair yapılan anketlere rağmen lüks firmaların sadece yüzde 30'u etkili olduğunu düşünüyor. Bu sosyal medya kanalları aracılığıyla potansiyel müşterileri gerçek müşterilere dönüştürme oranı oldukça düşük. Pazarlama için bu araçlara harcanan parayı değerlendirirken, bir marka çok daha iyi performans göstermesini bekler fakat sonuçlar yetersiz kalıyor. Yani Bottega’nın bu cesur hareketi, hem fazla göz önünde olup marka gizemini ve değerini kaybetme riskini hem de sosyal medya reklamları için aşırı bütçe harcama riskini ortadan kaldırmak anlamında oldukça akıllı ve stratejik.

Şimdi beklemek ve sosyal medyanın bu reddinin bir trend haline gelip gelmeyeceğini görmek ve eski anlayış lüks yaklaşımına geri dönüp dönmeyeceğini izlemek zorunda kalacağız. Eğer böyle olursa, lüks markalar, eskinin yöntemiyle kendi sınıfsal kitlesi içinde kulaktan kulağa pazarlanarak snob kültür içinde ün kazanma arzularına kavuşacaklar. Bu nedenle diğer markaların Bottega'nın liderliğini takip etmesi muhtemel. Bu aynı zamanda moda medyasının ve gazeteciliğin eski basılı yaklaşımlarına geri dönmesine de neden olabilir. Tüm bunların gelecekte nasıl gelişeceğini izlemek oldukça ilginç olacak.

Elbette, Bottega’nın hareketi günümüzün dijital trendleri arasında şok edici olabilir, ancak bu ilk ve tek şahit olacağımız şey olmayacak. Bu hamle lüks için yeni bir yol açarsa, bu bir sürpriz olmaz. Sürekli gelişen moda ve medya dünyasında yaşanacak daha çok şey var. Bu, sosyal medya kanallarının tüm bu çılgın oyunun bir sonu olabilir mi? Sadece gelecek görmemize izin verebilir.

Moda Tasarımı ve Teknolojisi

2020 yılı büyük değişiklikleri beraberinde getirerek, Covid-19 sebebiyle tüm dünya yıkıma uğramışken moda dünyası da bu yıkımdan etkilenenler arasındaydı. Çoğu yerde seyahat kısıtlaması dahil uygulanan kısıtlamalarla çoğumuz yürüttüğümüz işlere yeni modeller üretmek ve bu değişikliklere ayak uydurmak zorunda kaldık. Bu değişikliklerin en önemlileri ise uzaktan çalışmak ve dijital dünyaya daha fazla odaklanmaktı.

IFA Paris de dünyanın her yerindeki öğrencilerine online kurslar sağlayarak bu değişime ayak uyduranlardan oldu. Şimdi de Moda Tasarımı ve Teknolojisi lisans programını online olarak sunmaktan gurur duyuyor.

Moda Tasarımı ve Teknolojisi lisans programı, öğrencilerine yaratıcı ve teknolojik bir bakış açısı sunan eşşiz bir programdır. Fransız “savoir-faire” geleneksel anlayışıyla dijital modada son teknolojiyi harmanlayan kendine özgü bir müfredata sahiptir.

Online eğitim programı ‘offline’ müfredatı temel alarak üç akademik seneye karşılık gelen üç seviyeden oluşur.

Üçünçü yıl, öğrencilerin kendi tasarım koleksiyonlarını sundukları, jüriden geçtikleri ve IFA Paris’in Paris ve İstanbul’daki mezuniyet moda şovunda bu koleksiyonlarının yer alma fırsatının verildiği eğitimin en önemli yılıdır.

Programın gereklilikleri sebebiyle IFA Paris, profesyonel akademik ekibiyle birlikte Moda Tasarımı ve Teknolojisi programına ayrıcalıklı öğretim stratejileri geliştirmiştir. Özel geliştirilmiş modüller ve öğrenim deneyimleri etrafında kurgulanan bu programla öğrenciler, dünyanın 20 farklı noktasından gelen, deneyimlerini aktarmaktan heyecan duyan eğitmenlerin farklı becerilerinden faydalanma fırsatı yakalarlar.

Tümüyle gerçek bir eğitim deneyimi sunan uluslararası bu program öğrencilerin farklı kültürlerden bakış açılarına erişmesine olanak tanıyarak öğrencilere problem çözmede yaratıcı ve alışılmışın dışında analiz ve çözüm üretebilme becerilerini kazandırır. Program hakkında daha fazla bilgi almak için Moda Tasarımı ve Teknolojisi Online Lisans Programı sayfamızı ziyaret edin

Fransız modacı Pierre Cardin

Modanın en büyük isimlerinden biri artık aramızda değil… Farklı yetenekleriyle bilinen, risk alarak başarının imzasını atmış olduğu 70 yıllık bir kariyerin sahibi Pierre Cardin yıl sonu hayatını kaybederek 2020 yılının son kötü haberini verdi. Öngörüsü ve hayal gücü yüksek estetik anlayışıyla sanatını icra eden Cardin, hem Haute Coutre giyimde hem prêt-à-porter giyimde başarısını kanıtlamıştı. Kimsenin beklemediği sektörlerde de kendini kanıtlamış, ismini uluslararası olarak tanınan bir markaya dönüştürmüştü. Başarılı iş adamı, provokatif ve yalnız kurt, ‘modanın imparatoru’ vefatından sonra da arkasında zengin bir miras bırakıyor.

‘Sevmek güzel, ama sevilmek daha da güzel!’ Hayata karşı aldığı zafer ve geri dönüşüyle hep gurur duymuştur Cardin. Çocukluğunda faşizmden kaçan Venedikli bir göçmen kimliğinden Paris’in Haute Couture elçisi haline dönüşen Pierre Cardin kendini tiyatro kostüm ve maskeleri yaparken göstermiştir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Jeanne Paquin’den eğitim alan, kısa süreliğine de Elsa Schiaparelli ile çalışan Pierre, Dior’da çalışmaya başlar. Dior’a olan derin sempatisi de hayatı boyunca devam eder. 1950’lerin başında girişimci ruhunun yükselmesi gece kıyafetleri ve haute couture üzerine moda evini açmasını sağlar.

Aslında Pierre Cardin’in Hepsini ben icat ettim’ söylemi kulağa fazla abartı gelebilir, fakat yaptığı her şey bu söylemini destekliyor…

Moda dünyasında Asya’yı fetheden ilk kişilerden biridir.. 1957 yılında İlk olarak bir süreliğine Japonya’ya kalıp tasarımı eğitimi vermeyen giden Cardin, 1979 ‘da da tasarımlarıyla Çin’I kasıp kavurmuştur.

Pierre Cardin tarafından moda tasarımı - 1969

Ancak Cardin moda evindeki asıl büyük değişiklik, 1959'da prêt-à-porter'ın öncüsü olduğunda gelmiştir. Kreasyonlarını herkese açık hale getirmek, Haute Couture'u demokratikleştirmek için tasarımlarını Paris'teki bir departman mağazası olan "Le Printemps" e bir köşe şeklinde yerleştirmiştir. Kadın modasının alışılmışlarını yıktıktan sonra 1960'ları erkek ("Cylindre" Koleksiyonu) ve çocuk ("Les Triplés" Koleksiyonu) prêt-à-porter koleksiyonlarının başlangıç noktası yapmıştır.

Her zaman emekli olmayı reddeden Cardin elbette  kariyeri boyunca asla durmamış, bazen şaşırtıcı, her zaman yenilik yaratacak, çoğu zaman rahatsız edici olacak.

Paco Rabanne veya Courrèges ile aynı şekilde fütüristik modanın mucidi Cardin, yapılandırılmamış tasarıma, abartılı şekillere, geometrik desenlere cesaret etmekten kaçınmamıştır. Kabarcıklı elbiseden Beatles'ın giydiği Mao kostümüne, uzayın fethinden esinlenen cinsiyetsiz Cosmocorps koleksiyonundan kalıp üçgenlerden oluşan "Cardine" elbisesine kadar Cardin her tasarımında farklı stilini yansıtmıştır. Ancak Cardin’in en önemli farklı özelliği, geniş ölçekte dağıtmayı seçtiği bir marka olan ismini de tüm bunlarda yerleştirmeyi başabiliyor olması. Bu bazıları için dahiyane, bazıları için ise marka değerine ihanet. Cardin, Tasarımcı giysilerden sigara paketlerine kadar 800'den fazla çeşit ürüne adını koyarak çok kazançlı pazarlama stratejileri tercih etmiştir.

Pierre Cardin 98 yıldır her profesyonel zorluğu doyumsuz bir iştahla, her zaman yeni yollar keşfetme arzusuyla üstlenmiştir. Kostüm tasarımcısı, stilist, seçkin iş adamı, restoran işletmecisi ve otelci olarak sonsuza dek izini bırakmıştır. Kültür ve tasarım konusunda tutkulu, sanatın saygın bir hamisi olarak, Haute Couture tasarımı Güzel Sanatlar Akademisi'nin önemli bir alanı haline yükselten ilk modacı olmaya da devam edecektir.

Bulles Sarayı’nın ve Marquis de Sade'nin eski kalesinin ve 58 evin sahibi, 29 Aralık'ta  son evine gitmek için aramızdan ayrılmış oldu Ne kendi seçtiği ne de süslediği evinde, şimdi sonsuza kadar dinlenecek…

Uluslararası diploma programları, özellikle de lüks marka yönetimi yüksek lisans programı ve lüks perakende yönetimi kısa eğitimleriyle kendini moda eğitimi dünyasında ön plana çıkaran IFA Paris, artık bireysel eğitim ve gelişimi bir adım öne taşıyarak yerel ve global markalara da kurumsal danışmanlık hizmeti sunuyor.

Bugün değişimin kaçınılmaz bir gerçek olduğu ortada. Evrimleşen moda sektöründe trendleri yakalamak ve sahnede kalabilmek için her moda evinin günün koşullarını yakalaması önemli bir şart. Bir moda evinin kimliğini kaybetmeden, vizyonunu unutmadan değişimi yakalaması doğru bir planlama ve yüksek farkındalıkla mümkün.

Özellikle beklenmeden gelen değişimlerin yarattığı dalgayı sağlam karşılayabilmek bugün bir markanın hayatına devam edebilmesi için bir anahtar. Pandemiyle birlikte tüm sektörün kısa sürede adapte olmaya çalıştığı yeni düzen ve bilinmez bu süreç, markalaşmanın ve değişime karşı esnekliğin moda markaları için ne kadar önemli olduğunu da kanıtlamış oldu.

IFA Paris de tam olarak bu noktada markalara destek planı sunuyor. Sektöre yetiştirdiği değerli moda figürlerinden edindiği tecrübelerle, güçlü akademik kadrosu ve yönetimiyle ‘Yolumuz ne olmalı?’ diye soran her moda markasına doğru cevabı bulmak üzere çalışıyor.

IFA Istanbul kampüsü, profesyonel ve deneyimli ekibi ve İstanbul Yönetim Direktörü Adile Cretallaz öncülüğünde hem global hem de yerel markalara markalaşma, marka uzantısı ve lüks yönetim danışmanlığı veriyor.

IFA Paris İstanbul Kampüsü'nün kurucusu ve yönetim direktörü Cretallaz, pazarlama ve danışmanlık hizmetlerinde büyük bir yönetim deneyimine sahip. Asya, Avustralya ve Avrupa’da global şirketlerde çalışma deneyimiyle kendisi de danışmanlık sunuyor.

2005 yılında Şangay'da kendi danışmanlık firmasını kuran Cretallaz, o zamandan bu yana dünya çapında hem yerel hem de küresel şirketlere danışmanlık yapıyor ve şu anda LSL Danışmanlık olarak Hong Kong, İstanbul, Paris ve Şangay'da aktif olarak rol alıyor. Cretallaz liderliğindeki firma, Louis Vuitton, Adidas, Chanel, Swarovski, Dior, Conde Nast Group, Türk Hava Yolları, Vogue, Loreal Paris ve Apple gibi global firmalarla da çalışma fırsatı yakalamış ve bu markaların tercihi olmuştur. Cretallaz, 2013 yılında IFA Paris'in kapılarını İstanbul moda dünyasına açmasının ardından yerel ve küresel moda markalarına danışmanlık hizmetlerini artık IFA Paris aracılığıyla da sunmaktadır. Ayrıca alanında deneyimli ve her zaman öğrenmeye, gelişmeye ve yardım etmeye istekli bir ekip kurmuştur. IFA Paris İstanbul ekibi artık marka danışmanlığı konusundaki bilgi ve deneyimlerini sunmaya hazır bekliyor.

IFA Paris Istanbul artık kısa eğitimlerini Türkçe olarak da veriyor. Modaya ilgisi olan, bu alanda kariyer yapan veya eğitim alan ve kendini daha çok geliştirmek isteyen herkes için profesyonel kısa eğitimler sunan IFA Paris Istanbul, eğitim farkını artık ilgililerine kendi dilinde deneyimleme fırsatı sunuyor.

Moda bugüne nasıl geldi ve ne evrimlerden geçti, nasıl daha kreatif kombinlemeler yapmak mümkün olabilir, ürünler nasıl sınıflandırılıyor, sektördeki eğilimler neye göre şekilleniyor, tasarımlar ve yaratıcı düşünce çizime nasıl aktarılıyor, trendleri önceden belirleyebilmek mümkün mü, bir ürün satışa nasıl daha iyi sunulabilir, lüks markalarda süreç nasıl işler, nasıl markalaşırız gibi tüm soruları IFA Paris çeşitli kısa eğitimleriyle cevaplıyor.

Her ay farklı konularda kısa eğitim sunan okul, modaya dair daha çok şey öğrenmek isteyenler veya bu alanda profesyonel bir kariyere başlangıç yapmak isteyenler için Styling, Geleceğin Moda Teknolojileri, Lüks Perakende Yönetimi, Moda Tasarımında Stratejik Pazarlama, Trend Takibi ve Araştırma Teknikleri, Çizim Teknikleri, Tüketici Davranışları, Ürün ve Kategori Yönetimi, Koleksiyon Oluşturma ve Range Planlama Süreçleri, Moda Tarihi ve Stil konularında eğitim veriyor.

Katılımcılar, alanında deneyimli hocalar ve uluslararası programlarla içerik olarak paralel bu eğitimlerle moda dünyasında profesyonel bir kariyere başlamanın ilk adımını IFA Paris’in farkıyla atıyorlar.

Eğitimlerin online olarak verilmesi ise yoğun rutinlerinde kendini geliştirmek isteyip zaman yaratamayanlar için ideal. Dijitalleşen dünyanın yeni düzenine IFA Paris ayak uyduruyor ve bu pandemi sürecinde modaya tutkusu olanları eğitimleri ile yalnız bırakmıyor. Şimdi bugün istediğiniz yerden istediğiniz şekilde modanın kalbine bağlanın. Türkçe Kısa Eğitimler hakkında daha detaylı bilgi almak için kısa eğitimler sayfamızı ziyaret edebilir veya IFA Paris Istanbul kampüsündeki ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Geçen son bir yılın tüm sektörlerde, özellikle de moda sektöründe neleri evrimleştirdiğini görmek mümkündü fakat sürdürülebilirlik kavramı markalar için hem dillerinden düşmeyen hem de zorlu bir mücadele kavramı olarak hayatını devam ettiriyor.

Pandeminin hayatımızda bir felaket olarak yer almaya devam ettiği bu dönemde, çoğu marka çevresel olarak da geliyorum diyen felaketi güçlü bir şekilde karşılama gücüne sahip olmadığı için geri dönüşüm, insan hakları, üretimde yer alan çalışanların hakları, üretimdeki emisyon salınımı gibi sürdürülebilirliği besleyen konulara odaklanıp strateji geliştirme peşindeler.

Bir çabanın mevcut olduğu gerçek. Dünyanın ve tüketicinin gittiği yöne bakılırsa da zaten bu çaba markaların ayakta kalabilmeleri için şart. Fakat tüm bunlara rağmen sürdürülebilirlik kavramını sektörde daha da büyüyebilmek adına bir strateji gibi kullanmaya çalışan markaların olması, sektöre olan güveni sorgulatıyor. Bu yüzden de 2021 yılı önemli bir kırılma noktası görevi görecek gibi gözüküyor, çünkü artık moda kendini somut adımlarla kanıtlamak zorunda.

Geri Dönüşüm ve Stok Fazlasının Değerlendirilmesi

Firmalar yıllardır atık miktarını azaltmak, fazla stokları daha uzun askıda tutabilmek ve üretim sirkülasyonunu daha uzun vadelere yayabilmek adına tartışıyorlar fakat sektörün gereğinden fazla üretimlerine ve fazla stokları yönetebilmek için farklı finansal yollar aramalarına asıl itici güç pandemi oldu.

Son dönemde büyüyen ikinci el satış marketi bu süreçle beraber lüks markaların da dikkatini çekti. LVMH grubu gibi gruplar bu marketin marka değerlerini ne anlamda etkileyeceğine odaklanmak durumunda kaldılar.

Gucci ise tüm lüks markaların yıllardır kaçındığı bu pazara el attı ve ikinci el marketin önemli bir tedarikçi sitesi the RealReal ile online bir mağaza açtı. Levi’s ve COS da kendi ikinci el ve outlet seçeneklerini tüketiciye sundular. Bu tüketicinin bilinçlenen bakış açısına ve farkındalığına ve hızla tükettiğimiz dünyanın korunması adına markaların ciddi anlamda yatırım yaparak var olabileceklerini fark etmeye başladıkları anlamına geliyor.

Sosyal Adalet

Doğayı korumak, dünyanın ömrünü uzatabilmek ne kadar önemliyse insan haklarının korunması ve moda sektöründe çalışanların talep ettikleri haklarının verilmesi de bir o kadar önemli. Çünkü günün sonunda insan da doğanın bir parçası.  

İngiltere’den, Bangladeş’e, Pakistan’dan Çin’e, tekstil ve moda sektöründe işçi haklarının ihlali hem tüketicilerin hem ticaret figürlerinin hem de karar verici mercilerin merceği altında. Son birkaç yıldır hem insan hakları savunucuları hem de işçi sendikaları ve avukatları uzun süredir devam eden bu büyük sorunun peşine düşmüş durumdalar. Talepleri ise bu çalışanların ödemelerinin yapılması ve çalıştıkları ortamın insani standartlara çıkarılması.

Ana problem ise tüm bunların takibinin çok zor olması. Farklı ülkelerde yer alan bu üretim yerlerinde tam olarak nasıl bir sistem işliyor, ürünlerimiz nereden geliyor ve iyileştirme yapıldığı iddia edilen yerler de bunlar gerçekten yapılıyor mu yoksa reklam çalışması mı tespiti mümkün değil. Fakat tüketicinin farkındalığı ile bilginin daha hızlı yayıldığı bu dönemde her an firmalar yasal olarak aykırı her eylem karşısında daha temkinli davranmaya çalışıyorlar. Çünkü artık tercihler sürdürülebilirlik ve sosyal adaletin kendine alan bulabildiği eşitlikçi, çevreci ve yenilikçi markalarda. Dünyamızı iyileştirebilmek ve bir nebze yavaşlayabilmek hem sektörün hem de tüketicinin ana ihtiyacına dönüşmüş durumda.

Önümüzdeki 12 ay ise yeni mücadeleler sunarak sektörün yıllardır atamadığı adımı beklenmeyen alternatifler ortaya çıkararak atmasını sağlayacak gibi. Hem çevresel ve sosyal sorunların arttırdığı hem de pandemi ortasında bunlarla mücadele etmeye çalıştığımız bir dönemde 2021’in tüm bunların hepsine daha fazla ışık tutacağı kesin.

menu linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram